Kralın Kızı

Kralın Kızı

Kralın Kızı

Bir ülkede yaşayan bir kralın kızı sevişmelerden tatmin olmaz ve hiç zevk alamaz. Bunu üzerine kral kızını zevkten bağırtabilene 2 kasa dolusu altın verecegini söğler ve her ülkenin en azılı insanları çağrılır. Alman, Fransız ve Nam-ı Kemal. Alman hazırlıklarına yapar ve kral sorar ”Seninkinin boyu kaç metre?” Alman” 1.30 metre der. İçeri girer fakat hiç ses çıkmaz.
Kral Fransıza sorar ”Seninkinin boyu kaçmetre” Fransız 2 metre”der.
Fransız da prensesi bağırtamaz.

En son Nam-ı Kemal gelir ve kral ona da sorar seninki kaç metre? Nam-ı Kemal 90 cm der ve girer. Girer girmez içeriden inanılmaz bir çığlık gelir ve Nam-ı Kemal dışarı çıkar. Nam-ı Kemal’e sorarlar ”Yav bizimki bukadardı ama yapamadı seninkinin boyu alt tarafı 90 cm nasıl yaptın derler. Nam-ı Kemal cevap verir ”Bizim orada önce enini söylerler”

BONUS FIKRA

Eşek ile karga bir yolcu uçağına binmişler.

Uçak havalandıkdan sonra eşekle yanyana oturan karga, hostes çağırma butonuna basmış hostes gelip, ne istediğini sormuş:

– Buyrun beyefendi, bir şey mi istemiştiniz?

Karga kıkır kıkır gülerek cevap vermiş:

– Bir şey istemiyorum.

– Madem bir şey istemiyecektiniz, beni niye çağırdınız?

– Gıcıklık olsun diye çağırdım!..

– Bu yaptığınız hem terbiyesizlik, hem de çok ayıptır beyefendi!..

Sinirden ağlamamak için kendini zor tutan hostes geri giderken, buna tanık olan eşek de olayı hayretle izlemeye başlamış.

Karga yine hostesi çağırmış.

Hostes yine gelip sormuş:

– Buyrun beyefendi, bir şey mi istemiştiniz?

– Bir şey istemiyorum.

– Madem bir şey istemiyecektiniz, beni niye çağırdınız?

Karga da umursamaz bir tavırla cevap vermiş:

– Hiiiççç, gıcıklık olsun diye çağırdım!..

Bu söz üzerine hostes ağlaya ağlaya gitmiş.

Bir zaman sonra eşek de kargaya özenmiş;

hostesi çağırmış. Hostes gelmiş, niye çağırdığını sormuş:

– Buyrun beyefendi, bir şey mi istemiştiniz?

– Bir şey istemiyorum.

– Madem bir şey istemiyecektiniz, beni niye çağırdınız?

Eşek de umursamaz bir tavırla cevap vermiş:

– Hiiiççç, gıcıklık olsun diye çağırdım!..

Sonunda hostes dayanamamış,

“Bana gıcıklık yapıyorlar.” diye, karga ile eşeği pilota şikayet etmiş.

Pilot da bunları uçaktan aşağıya atmış.

Havadan yere düşerken, eşek kargaya bağırmaya başlamış:

– Ulan karga, başımıza ne geldiyse senin yüzünden geldi!..

Eşeğin haline kıs kıs gülen karga demiş ki:

– Lan oğlum, madem uçmasını bilmiyordun, niye gıcıklık yapıyorsun?

Erzurum’dan Çıktım Yola

Zamanın birinde Erzurum’dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar.

Van’a gelmişler. Van’ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler.

O köyün de imamı yokmuş.

Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum’dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler.

Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diyedüşünmüşler.

Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş.

Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama.

Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.

Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya :

– Erzurum’dan çıktım yola Van’da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber…

Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında :

– Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mi yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım.

Sayın müftü meşhur Of’lu… Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış.

Müftü köylüye dönerek :

– Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir.

Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir.

İmam namazı kıldırmaya başlar.

Birinci rekat :

– Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber… der hoca. Arkadan “öhö.. öhö!..” şeklinde bir ses duyulur.

İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar. İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar :

– Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana… Allahuekber…

Namaz bitince köylü Müftüye dönerek “İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı :

– Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti…

Torpido da Silah mı Var?

Adamın birisini polis durdurur ve aşağıda ki diyalog başlar.

-Buyurun, memur bey?

-Ehliyetinizi görebilir miyim beyefendi?

Aşırı hız yaptığınız için durduruldunuz.

-Maalesef ehliyetim yok, son geçirdiğim kazada ehliyetime el koymuşlardı.

-Araç ruhsatını alabilir miyim?

-Çalıntı arabanın ne ruhsatı memur bey!

-Nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız mı?

-Durun durun, silahımı torpido gözüne koyarken ruhsata benzer bir şey görmüştüm, belki o ruhsat olabilir bekleyin bir saniye.

Polis şaşkınlık içinde sorar;

– Torpido da silah mı var?

– Evet memur bey, arabanın sahibi olan kadını silahımla vurmuştum, cesedi bagaja; silahı da torpidoya koymuştum.

– Bagajda ceset mi var!?

– Evet, aracın bagajında ceset var.

Adamın bu sözlerini duyan trafik polisi hemen amirini arar; tüm ekip toplanır ve adama sorular sormaya başlarlar.

Gelen trafik ekip amiri adamdan ehliyetini ister; adam ehliyetini hemen çıkarır, kontrol sonrasında hiçbir sorun olmadığını görürler.

Ardından aracın ruhsatını ister ekip amiri; adam ruhsatı çıkarıp verir ve yapılan kontrol sonrasında aracın adamın üstüne olduğunu fark ederler.

Ekip amiri adamdan torpido gözünü açmasını ister; torpido temizdir, silah falan yoktur.

Son olarak bagajı kontrol etmek isterler, bagajı açarlar; bagajda tertemizdir, ceset falan yoktur.

Ekip amiri baya şaşırmıştır;

– Çok garip bir durum, ekip arkadaşım ehliyetinizin olmadığını, aracın çalıntı olduğunu, torpido da silah olduğunu, aracın bagajında da bir kadın cesedi olduğunu söylemişti.

Adam gülerek;

– Yok artık! Memur bey benim için ‘Aşırı hızlı gidiyordu!’ da demiştir.

Hotdog

Temel ve Dursun, Amerika’da çalışma hayali ile yanıp tutuşurlar.

Biriktirdikleri bir miktar paraları vardır ancak uçak ile seyahat etmeye yetmiyordur.

Düşünür taşınırlar, aylarca sürecek olmasına rağmen gemi ile Amerika’ya gitmeye karar verirler.

Paralarını ceplerine koyarlar, yanlarında bir tane İngilizce – Türkçe sözlük alıp yolculuğa başlarlar.

Gemideyken ikisininde karnı bir hayli acıkır.

Yemeklere bakarlar her şey 10 dolar, 20 dolar fakat bir yemeğe gözleri ilişir sadece 1 dolar.

Yemeğin ismine bakarlar “Hotdog” fakat ne olduğunu bilmezler.

Dursun, Temel’e sorar:

-Ula bu Hotdog ne ki? Bak bakalım bir sözlüğe.

-Sıcak köpek diyor Dursun.

-Ne yapalım daha çok yolumuz var, köpekte olsa yemek zorundayız aksi halde açlıktan öleceğiz.

Hotdog’ı alırlar ve Temel, Dursun’a dönüp sorar:

-Ula Dursun, sana köpeğin neresi denk geldi?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER