Kamyon Şoförü Evlenirse

Kamyon Şoförü Evlenirse

Kamyon Şoförü Evlenirse

Bir gün kamyon şöförü evlenmek ister.
Annesine evlenmek istediğini söyler.
Anneside onu karşı komşunun kızıyla evlendirir.
Evlenmeden bir gün önce kız annesine gerdek gecesinde ne yapacağını sorar.
Oda;
– ”Krem sür acımaz” der.
Zaman gelir bunlar odaya girerler.
Kız kremini sürmeye başlar.
Bunu gören adam bir şaşkınlık geçirdikten sonra boynundaki kolyeyi *ikine sarar.
Bunu gören kız hayretle sorar;
– ”Ne yapıyorsun”.
– ”40 yıllık kamyon şöförüyüm bana patinaj mı çektiriceksin” der.

BONUS FIKRA

Cami cami gezip cemaate vaaz veren hoca bir camiye girer. Bakar ki iki yaşlı amcadan başka cemaat yok. Kendine kendine:

– Ben yine de konuşmamı yapayım! Diyerek kürsüye çıkar.

Hoca konuşmaya başlayınca yaşlı amcalardan biri uyur. Diğeri de ağlamaya başlar. Hoca anlattıkça o ağlar, o ağladıkça hoca coşar. Konuşma bitince hoca kürsüden iner. Sürekli ağlayan amcayla vedalaşırken:

– Ya amca sen niye bu kadar ağladın ki? Diye sorar. Yaşlı amca :

– Ah evladım ah! Sen kürsüde o kadar coşarak anlatıyordun ki, keşke şu kulaklarım duysa da ne dediğini anlasam diye ağlıyordum! Demiş.

Konu Ne?

Adamın biri karısından boşanmak üzere avukatın yolunu tutar:

“Efendim artık dayanamıyorum (mecazi anlamda), lütfen ayrılmak için ne gerekiyorsa artık …”

“Sorun nedir, eşiniz nasıl birisi, anlatın biraz”

“Efendim kendisi çok güzel birisi, evde herşey mükemmel, ne istersem yerine geliyor (her anlamda), fakat aşırı derecede konuşma takıntısı var, vırvır da vırvır, dırdır da dırdır”

“Peki konu ne?”

“İşte onu hiç söylemiyor”

Süt Anne

Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz.

Yurtdışına çalışmaya gider.

Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır.

Memleketine döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama, çocuk zencidir.

Hanımına sorar:

– Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?

Hanım cevap verir:

– Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi. Mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi. Herhalde bu yüzden böyle oldu.

Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır. “Bunu bilse bilse annem bilir” der ve annesine sorar.

Anne cevap verir:

– Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile…

Küçük ressam

İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen demiş ki:

– Çocuklar konu serbest, hepiniz hayvan resimleri çizin.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırınca, öğretmen yanına gelmiş. Resim kağıdının üzerinde bir sinek gören öğretmen, çocuğun bu sinekten şikayetci oldugunu sanıp, eliyle sineği kovalamış, ama hayvan hiç hareket etmemiş. Biraz daha dikkatli bakan öğretmen, sineğin gerçek olmadığını ve bunun bir sinek resmi olduğunu fark etmiş. Hayretler içinde kalan öğretmen, şaşkınlıkla sormuş:

– Oğlum, bu resmi sen mi yaptın?

– Evet öğretmenim.

– Peki, bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizmiş ki; at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak kadar canlıymış. İyice şaşıran öğretmen, çocuğa seslenmiş:

– Yavrum, beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım.
Son dersten sonra öğretmen, Ahmetle beraber yola çıkmış. Dar bir patikadan geçerek, bir gecekonduya gelmişler. Çocukla birlikte içeri giren öğretmen, yatakta inleyen bir adam görünce konuşmaya başlamış:

– Geçmiş olsun efendim.

– Tesekkür ederim.

– Ben oğlunuzun öğretmeniyim…

– Allah kahretsin oğlumu!..

– Aman efendim, böyle söylemeyin, yaptığı resimler…

– Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın!..

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER