İktidar kaybı

İktidar kaybı

İktidar kaybı

iki kadin dertlesiyormus…

– Sorma hayatim demis biri, basima oyle bir felaket geldi ki, anlatilir gibi degil.

– Hayrola, ne oldu?..

– Kocam yuzde 100 iktidar kaybina ugradi. Seks hayatim tamamen sona erdi.

Lafi oteki kadin almis;

– Guzelim demis, sen gene de haline sukret!..

Ya benim durumum?..Benimki yuzde 300 iktidar kaybina ugradi!..

“Yuzde 300” lafini duyan birinci kadin itiraz etmis:

-Hic oyle sey olur mu ayol? Yuzde 100 kaybi anlarim da, yuzde 300 kayip nasil

olur?

ikinci kadin anlatmis:

-Benimki gecen gun merdivenden iniyordu… Birden ayagi kaydi, yere dustu. Hem parmagini kirdi, hem dilini isirdi!

İşimizi Dikkatli Yapmazsak

Tıp fakültesinde ilk kez kadavra başına toplanan öğrenciler baya bi merak ve ilgiyle kadavrayı incelemektedirler…

Profesör dersine başlar .

Ve tıpta iki şey doktorlar için çok önemlidir der.

İlki insan vücuduyla ilgili hiçbir şey sizin için iğrenç olmamalıdır…

Örneğin ;der hemen ardından parmağını cesetin kıçına sokar ve çıkartıp kendi ağzına götürür.

Hadi bakalım sizlerde aynı şeyi yapınız..!

Öğrenciler şok içinde hepsi duraksar ama bakarlarki Prof çok ciddi …

İstemeye istemeye hepsi sırayla kadavranın kıçını parmaklayıp sonrada emerler .

Öğrencilerin hepsi bu işin tadına bakıp berbat bi hale gelmişken Prof konuşmaya devam eder.

Bir tıp doktoru için en önemli ikinci şey gözlemdir der,ve devam eder “ben kadavranın kıçına orta parmağımı soktum ve ağzıma işaret parmağımı götürdüm”

Ve siz şimdi dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu öğrenmiş bulunuyorsunuz..

Sonuç olarak Neymiş arkadaşlar ?

İşimizi dikkatli yapmazsak b*ku yeriz .

Timur’un Hediyesi

Aksak Timur, Nasreddin Hoca’nın köyüne uğrar. Köylü padişahı layıkıyla ağırlar.

Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık;

– “Köyünüze bir fil hediyem olsun” der ve gider.

Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder. Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.

Hocaya;

-“Hocam perişan olduk bizi kurtar. Biz bu file bir şey yapsak padişah kellemizi alır” derler.

Hoca;

-“Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim” der.

Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.

Timur;

-“Hoca niye geldin? Filim nasıl?” diye sorar.

Hoca;

-“Padişahım bu filiniz” derken bir bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.

Padişah;

-“Eeeee ne olmuş file?”

Hoca;

-“Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık. Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz” der.

Kapitalizm

Kapitalizmin iç yüzünü anlatan ufak bir fıkra,

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ ‘dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar.

Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış.

Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar.

Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış.

Bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş.

O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.

1 milyar insanın susuz

2 milyar insanın elektriksiz

3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır…

Ormana maliyeciler gelmiş

Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş. Karsısına çıkan kaplumbağa:

-’Tilki kardeş ne bu telaş?’

-’Ormana maliyeciler gelmiş’ demiş tilki. ‘şimdi bir bakarlar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, dünyanın vergisini yazarlar…. ‘

Bunu duyan kaplumbağa telaşla yürümeye başlamış.

Onu telaşlı gören leylek:

-’Hayrola kaplumbağa kardeş ne bu telaş?’ diye sormuş.

-’Maliyeciler ormanda’ demiş kaplumbağa. ‘Bende ev, hanımda ev, çocuklarda ev, yakalanırsak dünya vergi alırlar.’

Leylek de hemen uçuşa geçmiş. Ağaçların üzerinden maymun seslenmiş:

-’Leylek kardeş, ne iş? Bu ne acele?’

-’Vergi memurları herkese ceza yazıyormuş. Bende yazlık, hanımda yazlık, çocuklarda yazlık, vergi borcundan batarız…’

Bunu duyan maymun bağırarak ağaçtan ağaca atlamaya başlamış.

Sonra biran durmuş.

Ulen demiş ben niye kaçıyorum ki… Benim kıçım açık, hanımın kıçı açık, çocukların ki de açık 

Nasıl Öldü?

Temel’in babası vefat eder.

Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar:

Nasıl oldu?

Cevap: 30.kattan aşağıya düştü.

Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş.

Temel: Yok yok öyle ölmedi. tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi.

Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman.

Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına.

Adam: Demek çatıya çarpıp öldü.

Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti.

Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman. Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.

Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık. Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye.

Adam: Orda mı öldü? Temel: Yooo. Ordanda yine kasaba.

En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu:

Ulan nasıl öldü bu adam?

Temel: “Baktık durmuyo. Vurduk!”

Astronot Temel

3 astranot uzaya gidecek. Bunlardan biri alman biri ingiliz biride bizim temel.

Bunlar yıllarca gelmeyecekleri için en önemli ihtiyaçlarını sorarlar. Alman bana sarışın, esmer, kumral hatun der. İngiliz bana bol bol içki der.

Bizim temel bağaa bol bol cigara der. Neyse istekler temin edilip uzaya fırlatılıyorlar. 3 astronot aradan yıllar geçiyor geri dönüyorlar.

Tabi aileler merakla bekliyor.

Önce alman iniyor dalyan gibi alman olmuş iğne iplik.

Sonra ingiliz iniyor adam zil zorna sarhoş.

Tabiki sıra temele geliyor.Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor agzında cigarayla:-“Allahını seven baaa ateş versuuun”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER