Her Çarşamba mı

Her Çarşamba mı

Her Çarşamba mı

Sendika başkanı toplu sözleşme pazarlığından omzu dik bir şekilde çıkar.
Gururla pazarlık sonucunu anlatmaya başlar:
“Emekçi kardeşlerim, yönetimle sıkı pazarlıklar sonucu tüm şartlarımızı kabul ettirdik.
Bundan böyle haftanın 4 günü daha çalışmayacağız…”
Kalabalıktan sevinçli bir çığlık yükselir:
“Yaşasın!!!”
“Artık mesaimiz 17:00’de değil 16:00’da bitecek…”
“Yaşaaa!!!”
“Artık mesaimiz 09:00’da değil 11:00’da başlayacak…”
“Helaaal!!!”
“Maaşlarımız iki katına çıkacak…”
“Var ol!!!”
“Artık yalnızca çarşambaları çalışacağız…”
Bu sözün ardından birden kalabalık suspus olur.
Derken… Arka sıralardan bir ses duyulur:
“Her çarşamba mı?!.

BONUS FIKRA

Köyün delisi minarenin tepesine çıkmış.

Tüm millet bir araya gelse de bunu aşağıya indirememişler.

─ Sana iyi bir yemek yaparız…

─ Olmaz diye baş sallamış deli.

─ Seni gezmeye götürürüz. Hadi in aşağı!

─ Olmaz!

─ Sana tatlılar yaparız!

─ Olmaz…

Bakmışlar olacak gibi değil, içlerinden biri;

─ Delinin halinden deli ve dilinden de o anlar, demiş.

Şu yan köyün de bir delisi var.

Gidip hele onu getirelim.

Dedikleri gibi olmuş. Varıp diğer köyün delisini getirmişler ve minaredekini göstermişler.

Ne yap et, onu aşağı indir demişler.

Komşu deli şöyle bir yukarı bakmış ve;

─ Ömer, diye bağırmış. Tepede ki kendine bakınca, Tanıdın mı beni? diye sormuş.

Onun “tanımadım” dediğini duyunca cebinden ufak bir çakı çıkarıp bunu ona göstermiş.

─ Ula görimisen bunu?

─ Hıhı…

─ Nedir bu elimdeki?

─ Bıçak.

─ İneceksen in aşağı yoksa minareyi keseyrum!

─ Tamam, tamam. Kesme sakın… Hemen iniyorum

Psikolog

Psikologa giden bir adam derdini anlatıyordu.

─ Geceleri uyuyamıyorum efendim.

Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor.

Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum.

Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor…

Adamı dikkatle dinleyen psikolog;

─ Hallederiz bu saplantıyı, demiş.

Bana haftada iki kere geleceksiniz.

6 aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.

Adam sormuş;

─ Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?

─ Her vizite 200 TL. Bu hesaba göre 6 ayda 9.600 TL ödeyeceksiniz.

Adam gitmiş, o gidiş…

Psikolog, birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış ve sormuş;

─ Ne oldu, hastalığınız?

─ 10 TL’ye hallettim…

─Nasıl oldu?

─ Sizden çıktıktan sonra, ilerideki bara uğradım.

Biramı içerken, barmene hastalığımı anlattım.

‘Karyolanın bacaklarını kes’ dedi… Kestim, mesele halloldu!

Müdür Bey

İlçenin birinde çapkınlığıyla meşhur bir müdür varmış.

Dedikodular ayyuka çıkınca kaymakam bu müdürün tayinini çıkartmış.

Veda ziyaretlerine çıkan müdür kaymakama gelmiş.

Kaymakam demiş ki.. Ya müdür bey senin için çok hovarda diyorlar nasıl yapıyorsun bu işi?

– Kaymakam bey gözüme bi kadını kestirdim mi yavaşca yaklaşıp sağ elimi sağ kalçasina atiyorum, baktim ses yok sol elimi de sol kalçaya atıp devam ediyorum….

Eve giden kaymakam kapıdan girince karısını bulaşık yıkarken görür ve der ki dur bakalım müdürden öğrendiğimi uygulayayım…

Sağ elini bi atar karısının kalçasına, sonra sol elini… bu esnada karısı;

– Ay müdür bey sizin tayininiz çıkmamış mıydı?

En baba laflar…

Annelerin klişe lafları meşhurdur. Ya babalarınki? Onları da bir gözden geçirdik, geneli fırçalama temalı olsa da sizler için derledik:

- Hep ananız şımartıyor sizi!..

 - Annene karşı gelme.

- Ne parası?

- Bi bildiğimiz var ki söylüyoruz değil mi?!.

- Bana dayak yiyip gelme!

  - Oradan adam çıkmaz (isteğe göre il seçilir)

- Kardeşini ağlatma…

- Kalk annene yardım et!..

- Bakarız…

- Bu evde benim kurallarım geçer!

- Ben sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum.

- Cevap ver! Sus, babaya cevap verilmez!

- Kumanda nerede?

- Kazık kadar oldunuz hâlâ………

- Adı yok mu o arkadaşlarının?

- Kim bu zibidi?

- Bu ne laubalilik?

- Ben senden bilmem kaç yaş büyüğüm.

- Beni ayağa kaldırma!

- Yapar benim oğlum/kızım…

- Prensesim/koçum benim/aslanım.

- Evin suyu mu çıktı?

- Sen niye arkadaşında kalıyorsun, söyle o bizde kalsın.

- Hanım ol/efendi ol/akıllı ol!

- Onu da kocan alsın…

- Gâvur malı mı bu, biraz özenli olsanıza.

- Sizin arpanız fazla geliyor…

- Hava kararmadan evde olunacak!

- Bu saatte nerden geliyorsan oraya git!

- Kocanın evinde de yatarsın bu saate kadar.

- Naapıyorsunuz bu kadar parayı anlamıyorum ki?

- Git annene sor.

- Senin yaşındayken Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetti.

- Mideni deleceksin mideni!..

- Oku adam ol!

- Sen ne zaman adam olucan?

- Okumayacaksan bırak, uğraştırma bizi!

- Ne yorgunluğu, taş mı taşıdın?

- Gece yatmak bilmiyorsun, sabah kalkmak bilmiyorsun.

- Ev geçindirmek kolay mı sanıyorsun?!.

- Biraz yanımıza gel de yüzünüzü görelim.

- Bu sene kazandın kazandın, kazanamadın yollarım askere!

- Yemek yemesen de o sofrada oturacaksın!

- Oğlum/kızım bugünleri çok ararsın…

- Arkadaşların camdan atlasa sen de mi atlayacaksın?

- Kanalı değiştirme izliyorum. (Uyuklarken) Hele bir o gün gelsin bakarız.

- Biraz yol yordam öğrenin, kazık kadar oldunuz.

- Sınavda bunları soracaklar sana di mi?

- Bana mı çalışıyorsun, ne yaparsan kendine.

- Kiminle konuştun iki saat?

- O kadar ne konuşuyorsunuz arkadaşınla?

- Ben senin yaşındayken… (diye başlayan üç milyon yetmiş bin cümle)

- Oğlum bu ne hâl yahu! Git kestir şu saçları!

- Para tuzağı bunlar!

- Kızım bu saçlar ne? Sen iyice raydan çıktın.

- Bu evde yaşadığın sürece benim kurallarıma uymak zorundasın!

- Biriniz de bana/benim sülaleme çekmedi!

- Eşşek sıpası…

- Ben senin babanım!

Ninem diyor ki; Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER