Hayal ile Gerçek arasındaki Fark

Hayal ile Gerçek arasındaki Fark

Hayal ile Gerçek arasındaki Fark

Çocuk babasına koşarak gelir baba bana gerçek ile hayal arasındaki farkı anlatırmısın der.

Baba tamam oğlum der ve şimdi annene git bize Tarık Akan geldi ne yapayım diye sor bakalım ne söyleyecek der.
Çocuk bir koşu annesine sorar.
Annesi:

– Oğlum sen o beyi yatak odasına al ben hemen geliyorum. diye cevap verir.
Çocuk babasına durumu anlatır.
Babası şimdi aynı soruyu ablana sor bakalım o ne cevap verecek.
Çocuk ablasından da aynı cevabı alır ve babasına sorar

– Baba ben bir şey anlamadım der
– Bak evladım Tarık Akanın bizim eve gelmesi bir hayal ama gerçek olan bizim evde iki *….rosp* var.

BONUS FIKRA

Bir suç işlenmiştir ve polis tarafından olay mahallinde şüpheli görülen otuz kişi göz altına alınmıştır.

Mağdur, suçlunun yüzünü ve belirgin bir özelliğini hatırlamadığını, ancak şivesinin Karadenizliyi andırdığını söyler.

Bu açıklama üzerine Karadenizli komiser Temel:

– Siz hiç merak etmeyin. Ben suçlunun kim olduğunu şimdi hemen ortaya çıkarırım, der ve emrini verir:

– Getirin şu dolaptaki kemençeyi!

Ben İhtiyacım Olan Her Şeye Sahibim

Karı koca arabada giderken kadın;
-Seninle güzel bir beraberlik yaşadık,ama ben boşanmak istiyorum..

Adam sesini çıkarmamış ama gaza basmış hızı 120 e çıkarmış. Kadın;
-Neden dersen başkasıyla bir süredir beraberim

Adam yine ses çıkarmadan hızı 140 a çıkarmış. Kadın devam etmiş;
-Evi ben istiyorum

Adam hızı 150 ye çıkarmış.. Kadın ;
-Ayrıca bütün çekleri kredi kartlarını ve arabayı da istiyorum..

Ve adam hızı 160 a çıkarmış. Kadın ;
-Hiç bir şey söylemeyecek misin? Sen hiç bir şey istemiyor musun?

Adam hızını 180 çıkarmış ve;
-Hayır.. Ben ihtiyacım olan her şeye sahibim..

Kadın şaşırmış ;
-Öyle mi? Nedir o?

Ve adam karşıdaki duvara saatte 180 km hızla çarpmadan önce cevap vermiş;
-Hava yastığı bende.

Çikolatalı Kurabiye

Yaşlı adam ölüm döşeğindeydi.
Artık son dakikalarını yaşıyordu.
Hasta yatağında yatarken birden mutfaktan gelen kokuyu duydu, en sevdiği çikolatalı kurabiyelerin kokusu.

Birden gözleri aralandı,
Kendini ayağa kalkacak kadar güçlü hissetti.
Bu şaşılacak bir şeydi, ölmek üzere olan adamı ayağa kaldırmaya kurabiyelerin kokusu yetmişti.

Duvara tutunarak merdivenlere kadar yürüdü.
Basamakları ağır ağır inerken sanki mutfağa değil hayata yaklaşıyor gibi heyecanlıydı.
Nihayet mutfak kapısına kadar geldi.

İşte masanın üzerindeki tepside onlarca çikolatalı kurabiye,
Tam karşısında duruyordu.
Son gücüyle masaya yaklaştı, o kurabiyelerden bir tane ağzına atabilse sanki ömrüne ömür katılacaktı.

Bir tane almak için elini uzattı.
Ama birden karısı yetişti ve eline vurdu.
“Çek elini bakayım… onlar senin cenazen için.”

Emekli Albay

Genç yaşta emekli olan albay, evde sürekli oturmaktan, hanımıyla ağız dalaşına girmekten sıkılınca, bakkalına gider:

– “Sana ayda 200 lira para vereyim, bunun karşılığında seni her gün denetleyeyim!”der.

Teklifi cazip bulan bakkal, hem para kazanacağım hem de deneyimli bir albayın uyarısını, yardımını alacağım, diyerek hemen kabul eder.

Emekli albay, ertesi gün sabah 08:00 den akşam mesai sonuna kadar bakkal dükkanını denetlemeye başlar.

Bakkal bir gün bile geçmeden denetimden sıkılır, baş edemez duruma gelir..dayanamaz:

– “Albayım, al 200 liranı, ben bu işten vazgeçtim!”diyerek anlaşmayı bozar.

Emekli albay, manav, kasap, kırtasiyeci derken tüm esnafa aynı teklifi yapar.

ancak bir süre sonra hepsi denetimden sıkılarak anlaşmayı bozar.

Son olarak gittiği manifaturacı ile yıldızları barışır. denetim işi aylar sürer. çok güzel anlaşırlar.

Manifaturacı albayın her isteğini “baş üstüne” diyerek yerine getirir. olanlara bir anlam veremeyen albay:

– “Yav arkadaş, bütün mahalle esnafı denetimden sıkıldı. seninle gayet iyi çalışıyoruz.

nitekim bu başarımızın sana göre sırrı ne?”

Manifaturacı hazırola geçip:

– “Albayım, ben de emekli başçavuşum.” der.

Buradan Hiçbir Şey Duyulmuyor

Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça hiddetle sorar:

“Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?”

Zangoçta derin bir sessizlik…

Papaz iyice köpürür…!!! ve

“Sana soruyorum be adam!

Duymuyor musun beni?

“Hayır burdan hiçbir şey duyulmuyor efendim.”

“Olacak şey mi! iki adım öteden beni duymuyorsun!”

Zangoç bıyık altından güler:

“isterseniz yer değiştirelim anlarsınız…”

Yer değiştirirler.

Bu kez zangoç seslenir:

“Kilise için toplanan bağışları sen mi zimmetine geçirdin?”

Papaz: “Hakikaten yahu!

Buradan hiçbir şey duyulmuyor.”

Nükleer Enerji

Delikanlı uçakta, güzel bir sarışının yanına düşmüş.

Hemen sarkmış sarışına;

Yolculuk sırasında muhabbet edilirse seyahat çok kısa sürer, ‘hadi konuşalım’ demiş.

Sarışın okuduğu kitabı yavaşça kapatarak ‘ne üzerine konuşmak istersin’ demiş.

Delikanlı:

‘valla bilmem ki…Mesela nükleer enerjiye ne dersin?’

Sarışın:

‘enteresan bir konu, olabilir,ama önce sana bir soru sorayım…

At inek ve geyik aynı şeyi yerler… Yani ot…

Ama çıkartırlarken geyik küçük parçalar halinde, inek lappadanak parçalar halinde, at da pişmaniye topları gibi çıkartır.

Neden olduğunu biliyor musun?’

Delikanlı ; ‘Valla en ufak bir fikrim yok’ demiş, Bunun üzerine sarışın;

“Bi b*ktan anlamazken nükleer enerjiyi üzerine nasıl konuşabileceğimizi zannediyorsun?”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER