Hangi Renkk

Hangi Renkk

Hangi Renkk

3 rahibe kilisiye giderlerken hergün bir kuşçu dükkanının önünden geçerlermiş. Dükkanın dışarısında kafeste bir papağan varmış ve rahibeler ne zaman geçşe, bu papağan bağıra bağıra üç renk söylermiş. Mesela bir sabah “Kırmızı, beyaz, beyaz”, bir sabah “Siyah, mavi, beyaz” demiş. Rahibeler, bir anlam veremez, gülüp geçerlermiş… Ama, rahibelerden biri birgün olayı çözmüş ve “Bana bakın!! Bu papağan biz o gün ne renk iç çamaşırı giyiyorsak o renkleri sayıyor!!!” demiş. Öteki ikisi çok şaşırmışlar, inanamamışlar. Ama hep birlikte emin olmak için ertesi sabah üçü de siyah çamaşır giymişler ve tahmin edin : ) ) ) papağan o sabah “Siyah, siyah, siyah!” diye bağırmış… Böylece olay iyice anlaşılmış. Bunun üzerine rahibeler, papağana oyun oynamak için ertesi sabah iç çamaşırı giymeme kararı almışlar, yine yola çıkmışlar, kuşçu dükkanının önünden geçerken heyecan dorukta……. ve papağanın sesi duyulmuş:
-KIVIRCIK! KIVIRCIK! DÜZ!…

BONUS FIKRA

Macera

Güzel bir bayan Napolyon’a:
-Heşmetmeap! demiş. Bu kadar şan şeref kazandığınız halde neden hala yeni maceralar peşinde koşuyorsunuz?

Napolyon:
-Ya siz hanımefendi, bu kadar güzel olduğunuz halde neden hala makyaj yapıyorsunuz?

En Tehlikeli ve Korkunç Hayvan

Bir gün dostları Hoca’ya:

— Dünyada en tehlikeli ve korkunç hayvan hangisidir?

Diye sormuşlar. Hoca hiç düşünmeden cevap vermiş:

— İnsandır, demiş.

Dostları bu cevaba hayret etmişler ve itiraz ederek:

— Bu nasıl olur? Diye sormuşlar. Hoca şu açıklamayı yapmış:

— Köpek ekmeğini yediği adama hıyanet etmez. Yılan kendisine dokunmayanı sokmaz. Kurt, insanın bulunduğu yerlerden uzakta yaşar. Halbuki, insan, hiç de böyle değildir. O kendisine iyilik edene bile fenalık yapar. Siz, hiç dünyada, kendi cinsine insanlar kadar kötülük eden bir varlık gördünüz mü?

İletişim

Kari koca muthis kavga etmisler ve kusmusler bakmislar olcak gibi

deyil ve birbirlerine notlar yazarak anlasmaya karar vermisler.Bir gun

adam bir is gorusmesi yapmis ve sabah 8.30 da ise gitmesi gerek

komidinin uzerine bir not yazip koymus “sabah beni saat 8.00 de”

kaldir ertesi gun olmus adam bir kalkmis saat 10.00 muthis sinirle

firlamis yatakdan ve basuncunda bir not

“Saat 8.00 kalk”

meyhanecii

Osman adında bir adamın bir meyhanesi varmış. Osman meyhanesi saat 18 ile gece 24 e kadar çalıştırırmış.

Osman bir gün meyhaneyi kapatıp evinin yolunu tutmuş. Evine geldiğinde yorgunluktan hemen yatmış.

Aradan kısa bir sure sonra telefon çalmış. Osman bu saatde ne var diye hayıflanarak telefonu açmak için kalmış ve salonun yolunu tutmuş. Telefonu açmış karşısında bir sarhoş…

— meyhaneci meyhaneci meyhaneci saat kaçta açacaksın?…
–Ya kardeşim yeni kapattım ne açması ya….

Kızgın bir şekilde yatmaya giden meyhaneci uyuduktan kısa bir sure sonra tekrar telefonla uyandırılır. Telefonu açar aynı sarhoş aynı muhabbet. Meyhaneci bu duruma çok bozulmuştur.
Telefon bir kez daha çalar…

–Aloooooooo

-ALOOO MEYHANECİİİ !

–Ne var ne arıyorsun?

-Meyhanecii meyhanecii

— Neeeeee

-Meyhneyii ne zaaman acacaıksınnn

–Sana ne lan sana ne. Ne zaman açarsam açarım sana ne be.

-Meyhaneyii ne zaman açacaksınnn

–Ulan açsamda seni içeriye almayacam arama artık.

-Meyhaneci ben içeri değil dıışarı çıkmakk istiyorum yaauu…

Amin

Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken ‘kahrolsun amerika’diye bir ses duyarlar.Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve’Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim’der.Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.

Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak

-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince

Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!

ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

-Kahrolsun amerika!
(ses yok)

-Kahrolsun amerika!
(ses yok)

-Kahrolsun amerika!
papağan dile gelir

-Amin evlatlarım

Akıllı Kedi

Adam karısının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp edip ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş..

Sonunda bir sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bir sokağa götürmüş, onu orada bırakıp doğru işe gitmiş… Aynı akşam işten eve gelmiş bir bakmış kedi evin bahçesinde karısıyla oynuyor, kadın neşe içinde:

-Ayy bütün gün onu aradım demiş..

-Ama akşam üstü bir baktım gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim.

Adam tabi çok bozulmuş ama belli etmemiş.. Ertesi sabah yine kediyi arabasına atmış, bu sefer evin 40 blok ötesinde bir sokağa götürüp bırakmış yine işe gitmiş, akşam işten eve gelmiş bir de ne görsün? Kedi salonda yine karısıyla yerlerde yuvarlanıyor!!

Ertesi gün adam kediyi 60 blok öteye bırakmış, akşam gelmiş yine kedi evde.. Sonraki gün 70 blok öteye bırakmış, akşam kedi yine evde.. Adam artık ertesi sabah kediyi arabaya koymuş, 90 blok öteye gitmiş..

Oradan köprü yoluna girmiş, ilk çıkıştan sağa dönmüş, oradan tekrar sağa dönmüş, gitmiş gitmiş, bir 20 blok daha uzağa gitmiş, sola dönmüş, biraz daha gitmiş, ve kediyi orada arabadan atmış..

Saatler sonra evin telefonu çalmış, adam karısını arıyor:

-Hayatım, kedi orda mı?

-Evet.. neden sordun?

-Şunu telefona bir çağırsana… kayboldum..!

Öyle Soruya Böyle Cevap

Renkli kişiliği ve düşük not vermesi ile öğrencileri arasında özel bir üne sahip olan felsefe öğretmeni, sınav yapacağı gün öğrencilere, önce kâğıt ve kalemlerini hazırlamalarını söyledi, sonra da sandalyesini kaldırıp masanın üzerine koydu.

Sonra:
“Sınav sorumu soruyorum” dedi. “Bu sandalyenin var olmadığını
kanıtlayınız.”

Sıfırcı felsefe öğretmeni, sınav kâğıtlarını okuduktan sonra, bu konudaki ününe gölge düşüreceğini bilmesine rağmen, hayatında ilk kez bir öğrencisine yüz üzerinden yüz vermek zorunda kaldı.
Öğrencinin sınav kâğıdında yalnızca şu iki sözcük yer alıyordu:

– Hangi sandalyenin?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER