Göle yüzdürmeye getirdim

Göle yüzdürmeye getirdim

Göle yüzdürmeye getirdim

Adam, avlanmanin son derece yasak oldugu, yakalaninca cok yuklu para cezalarinin kesin uygulandigi milli parkta, gol kenarinda, kucaginda
kocaman bir balik ile parkin polis mudurune yakalanmis..
‘Avlanma izniniz var mi?..’ diye sormus, polis muduru..
‘Yok..’ demis adam, ‘Gerek de yok cunku bu baligi ben evimde besliyorum.

Her gun buraya gelip golde bir muddet yuzduruyorum, islik caliyorum donup
geliyor, alip eve goturuyorum..‘
‘Tamamen palavra..!’ demis polis muduru, ‘Baliklar bu dediginizi yapamaz..’
‘Inanin bu gercek efendim.. Isterseniz gostereyim..’
‘Tamam.. Gorelim bakalim..’
Adam baligi golun derin sularina birakmis, aradan birkac dakika gecmis,
polis muduru adama donup ‘Evet?’ demis
‘Evet ne?’
‘Ne zaman geri cagiracaksin?’
‘Neyi?’
‘Baligi..’
‘Hangi baligi?..’

BONUS FIKRA

Delikanlı okulu bitirdikten sonra müracaat ettiği mağazada çalışmak üzere ise kabul edilmiş.

Büyük bir sevinçle ertesi gün ise başlamak üzere mağazaya gelmiş.

Mağaza yöneticisi sevecen ve sıcakkanlı bir şekilde delikanlıyı karşılayarak,

“Hoşgeldin” diyerek ve delikanlının eline bir süpürge tutuşturarak,

“İlk önce şu süpürgeyle arka taraftaki rafların altını temizleyiver” demiş.

Delikanlı kızgınlığı yüzünden belli olacak şekilde; “Ben üniversite mezunuyum”.

Yönetici bunun üzerine bir adım geriye çekilerek,

“Özür dilerim, bilmiyordum. Süpürgeyi bana verirsen nasıl temizlik yapman gerektiğini gösteririm”

Tokat

bir gün nasreddin hoca sallana sallana yolda yürürken biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar.

hoca tokatın şiddetiyle yere düşmüş.

kalktıktan sonra adama demiş ki:

-ne cüretle bana vuruyorsun!

genç adam biraz ukala bir tavırla özür diler. küçük bir hata yaptığını, hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler.

ayrıca hoca’nın küçük bir tepeyi dağ haline getirdiğini belirtir.

bunun üzerine, hoca’yı mahkemeye gitmekten başka hiçbir şey tatmin etmez.

hoca ısrarlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur. kadıya giderler.

kadı her iki tarafı da dinler.

ancak kadı, genç adamın arkadaşı olduğundan onu müşkül durumdan kurtarmanın çaresine bakarken hoca’yı da yumuşatmaya çalışır.

-hocam hislerini anlıyorum. herkes aynı şeyleri hissederdi bu durumda.

şimdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin?

hoca bununla tatmin olmaz, ısrar eder “mahkeme yapılsın” der.

bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner.

hoca, genç adamın dönmesini bekler. bir saat geçer,

iki saat geçer fakat genç adamdan ses seda yoktur.

mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken,

hoca kadının en meşgul anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler:

-kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemeyeceğim.

gelirse söyle ona 5 kuruşu sana versin!

Tavukçu Temel

temel tavukçuluk yapmaya karar vermiş ve şehirden 1000 tane tavuk almış köyüne gelmiş ve bunları bacaklarından toprağa gömmüş ve sulamış ancak 2 gün sonra bir bakmış tavukların hepsi ölmüş .

bu duruma çok kızan ve ne yapacağını bilemeyen temel hemen trabzon’daki ziraat odasına durumu anlatan bir yazı yazmış yazıda,

tavukları toprağa ayaklarından gömdüğünü ancak tavuklarının öldüğünü yazmış.

2 gün sonra trabzondan yanıt gelmiş:

“yazdığınız mektup elimize ulaştı . durumu anladık ancak daha iyi bir araştırma için lütfen topraktan örnek yollayınız…”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER