Gitti Balıklar

Gitti Balıklar

Gitti Balıklar

Temel ile Dursun, bir kayık kiralayıp denize açılmışlar.
Oltaları atar atmaz, balıklar oltaya takılmaya başlamış.
Öyle çok balık tutmuşlar ki; Temel ile Dursun’un keyifleri yerindeymiş.
Temel Dursun’a demiş ki:
– Ula Dursun, ha buraya bi işaret koyalım.
Yarın burayı bulmamız kolay olur.
Derken sahile dönmüşler.
Kayıktan inerken Temel Dursun’a sormuş:
– Ula Dursun, işaret koymayı unutmadın değil mi?
– Ula, hiç unutur muyum? İşaret tamamdır da!..
– Nasıl işaret koydun?
– Bana soracağına kayığın ucuna bak da!..
Çarpı koydum.
Temel sinirlenmiş:
– Ula, o işareti denize yapacaktın, kayığa değil.
Aynı kayığı başkası kiralarsa, gitti balıklar!..

BONUS FIKRA

Tilki uzun zamandır doğru dürüst beslenemediği için açlıktan bitap düşmüş vasiyette ormanda karnını doyurmak için dolaşıyormuş.

Bir süre sonra ağaca asılı bir geyik budu görmüş.

Tam buda uzanıp alacakken bir bakmış ki budun üzerinde bağlı ipin bittiği yerde bir bomba var.

Budu almaktan vazgeçmiş ama oradan da ayrılmamış oturmuş bir plan düşünmeye başlamış.

Biraz sonra oradan geçen bir kurt bakmış ki ağaçta bir but var altında da uzanan bir tilki.

Tilkinin yanına yanaşarak sormuş.

“Tilki kardeş ağaçta but var.”

Tilki, “Evet var.” “Eee neden yemiyorsun?”

Tilki cevap vermiş, “ben bugün oruçluyum.”

Kurt, “o zaman ben yiyeyim”

Tilki, “ tabi buyur ye.”

Kurt buda uzanıp yerinden alır almaz büyük bir patlama olmuş ve kurt bir tarafa but bir tarafa savrulmuş.

Tilki hemen budu yemeğe koyulurken kurt zar zor kafasını kaldırıp sormuş.

“Se se sen hani bu bu bugün ooooo oruçluydun?”

Tilki, “evet öyleydim ama az önce top patladı duymadın mı?”

Golf

italyanın biri golf oynayalim der.

fransiz , oynayalim …

rus , oynayalim …
temel, tamam oynayalim usagum neler lazum?

italyan ; top , delik, sopa , birde hakem lazım.

sonra bende top var demiş italyan .

fransiz , bende de sopa var .

rus , ben de hakem olurum.

temel….!! ben oynamayrum.

Fil

aksak timur, akşehir’e gelirken yanında bir de erkek fil getirmiş. fil bu, bağ bahçe tanımıyor, önüne gelen yeri talan ediyormuş.

bununla kalsa iyi, akşehirliler fili beslemek için ambarda, kilerde ne varsa tüketmişler.

bakmışlar böyle olmayacak, hoca’ya:

– aman hocam, demişler, hünkâr seni dinler; bir konuş da şu fil belasını başımızdan alsın.

– o zaman demiş, hoca, toparlanın, o aksak mendebura derdimizi birlikte anlatalım.

hoca önde, akşehirliler arkada, huzura çıkmak için yola düşmüşler.

otağın kapısına gelindiğinde hoca arkasına bakmış ki in cin top oynuyor.

bir allah bir kendisi! ben yapacağımı biliyorum, diyerek huzura çıkmış.timur sormuş:

– hayırdır, hoca, yine ne istiyorsun?

– hünkârım, demiş hoca, akşehirli sizin fili çok sevdi;

ancak yalnızlığına üzülüp duruyor, ferman buyursanız da yanına bir de dişi fil getirseler.
timur memnun:

– çok yaşa hoca, demiş, bunu nasıl düşünemedim. var git müjdeyi hemen ver.

hoca, otağın kapısından çıkınca, sağa sola saklanan akşehirliler etrafını sarmışlar:

– müjde bekleriz hoca, fil ne zaman gidiyor?

hoca müjdeyi vermiş:

– alın size müjde, dişisi de yarın geliyor!

Patlamış Mısır

bir gün tımarhanenin birine kafa doktoru heyeti gelmiş. delileri kontrol ediyor,

ne yaptıklarını not alıyor ve iyileşme belirtisi gösterip göstermeyenleri tespit etmeye çalışıyorlarmış.

deli doktoru heyeti, bütün delilerin bulunduğu bir salona girmiş.

bakmışlar ki delilerin hepsi durduğu yerde zıplıyor, durmaksızın zıplıyorlar.

doktorlardan biri delinin birine yaklaşıp sormuş:

– neden zıplayıp duruyorsunuz?

deli cevap vermiş:

– biz patlamış mısırız.

başka bir doktorun dikkatini ise üzgün görünümlü bir deli çekmiş.

bu deli zıplamıyor ve öylece oturmuş zıplayan diğer delilere bakıyormuş.

doktor, onun, iyileşme belirtisi gösterdiğini düşünerek ve sevinerek yanına gitmiş. deliye sormuş:

– sen neden zıplamıyorsun?

deli cevap vermiş:

– ben tavaya yapıştım.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER