Gerdek

Gerdek

Gerdek

Adamın biri evlenecektir ama ilk gece nasıl yapacağını bilmemektedir. Babasına durumu anlatır ve babası sen merak etme oğul ben sana kapının önünden yardım ederim der.
Adam evlenir gece olur ve babasına sorar:
-Ne yapayım?

Babası;
-İlk önce gelini soy, gelini soyar şimdi sen soyun der, soyunur.
-Şimdi ne yapayım baba der.
Babası da;
-Şimdi gelinin üstüne bir yaprak gibi süzül der.

Adam tam gelinin üstüne süzülürken kafası yatağa çarpar ve kanamaya başlar adam korkarak;
-Kan geliyor baba diye seslenir şimdi ne yapayım der.
Babası da; -Devam et oğlum der adam başlar kafayı yatağa vurmaya.

BONUS FIKRA

KEFENİN CEBİ

Kefenin cebi yok derler ama, pinti mi pinti, zengin mi zengin bir adam tüm zenginliğini de yanında götürmek istiyor

Hasta yatağında, öleceğini hissedince biri doktor, biri imam, diğeri muhasebeci olan üç yakın arkadaşını çağırmış yanına

Arkadaşlarından bir ricada bulunmuş:

“300 bin dolar birikmiş param var. Bunu öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye güvenemiyorum. Size şimdi 100’er bin dolar veriyorum. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin içine koyuverin.”

İşini sağlama almak için de üç arkadaşına hem yemin ettirmiş, hem de birbirlerine şahit göstermiş.

Bir zaman sonra adam bu dünyadan göçmüş. Üç arkadaş adama güzel bir cenaze töreni hazırlamışlar.
Cenaze defnedilirken de her biri içindeki emanetlerle birlikte bir paketi kefenin içine koyuvermiş.
Bir süre sonra vicdan azabı çeken doktor diğer iki arkadaşını çağırarak bir itirafta bulunmuş;

─ Hastanenin acil ihtiyacı vardı. Onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye harcadım, kefene 80 bin dolar koydum, demiş.

Bu itiraf üzerine İmam da cesaretlenmiş:
─ Ben de aynı günahı işledim. Paranın yarısını caminin tamiratına ayırdım. Kefenin cebine ancak 50 bin dolar koyabildim.

Muhasebeci diğer iki arkadaşını uzun uzun kınayıp ayıpladıktan sonra göğsünü gere gere şöyle demiş:
─ Ben sözümü aynen yerine getirdim. Kefene 100 bin dolarlık çek koydum

HAKEM

Bir gün temel hakem olmuş. Maçta faul olmuş. Ama Temel faul yapan kişiye değil yere düşen kişiye sarı kart vermiş.

Adam sormuş niye bana sarı verdin de faul yapana vermedin?

Temel cevap vermiş:

-Dikkatli ol bi daha düşme diye

Temel’in babası

Temel’in babası vefat eder…

Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar: Nasıl oldu?

Cevap: 30.kattan aşağıya düştü…

Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş…

Temel: Yok yok öyle ölmedi… tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi…

Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman.

Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına…

Adam: Demek çatıya çarpıp öldü.

Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti…

Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman…

Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.

Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık…

Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye…

Adam: Orda mı öldü?

Temel: Yooo… Ordanda yine kasaba…

En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu: Ulan nasıl öldü bu adam?

Temel: “Baktık durmuyo… Vurduk!

ağır ayar

bir ofiste calisanlar aralarinda konusmaktadir..

– benim hatun tatile fransa ya gidecek, gezsin hava alsin dedim.
– benimki de phuket istiyordu, kiramadim gonderiyorum..
– benim esim de fiji ye gidicem diye tutturdu, biletini aldik.

birisi cayciya donup dalga gecer gibi:

– ee ali emmi sen nereye gonderiyosun yengeyi?

– ben bi yere gondermiyorum yegenim, yengenizi kendim **kecem!

sosis makinası

Babası çocuğuna güzel bir iş kurmak için paçaları sıvamış. Ancak oğlan salak olduğu için hiç bir işi beceremiyormuş.

Babası ona ne is bulduysa hepsini elini yüzüne bulaştırmış berbat etmiş. En sonunda babası tam otomatik bir sosis fabrikası kurdurmuş.

Çocuğunu elinden tutup‚ bari işi öğrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinesinin başına zütürmüş.

– “Bak oğlum” demiş. “Buradan böyle öküzü yolluyorsun… aha diğer taraftan sosis olarak çıkıyor‚ bu kadar basit anladın mı?”. Çocuk dinlemeden başını sallamış‚ sallamış ta… sonra babasının yüzüne salak salak bakmış ve;

– “peki Buba‚ buradan sosisi goysak‚ öteki taraftan öküz olarak çukar mu ?” diye merakla sormuş. Babası hemen cevaplamış:

– “Maalesef evladım‚ o teknoloji bir tek senin ananda var..

Çarpışma

Bi kadınla bi adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpışırlar.

ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:

Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın… Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı.Bu belki de tanışıp‚ dost olup‚ hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir” der.

Müthiş heyecanlanan adam: “Evet‚ galiba haklisin” diye cevap verir.

KADIN şaşkınlıkla :”Bak‚ arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabi içip şansımızı kutlamalıyız”

derken‚ şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır‚ açar ve yarısını içip kadına Verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.

Bunun üstüne adam sorar: “Sen içmeyecek misin ?”

Kadın cevap verir: “Hayır‚ ben polisi bekleyeceğim

Tiyatro

Adamın arabası çalınır.2 gün sonra araba geri gelir ve bir not vardır içinde ;

– “Özür Dilerim arabanızı çaldım ama karım doğum yapacaktı. Yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için 2 bilet aldım. Hatamı telafi etmek için bende orda olacagım..”

Adam duygulanır‚eşiyle tiyatroya giderler‚ adam yoktur ama memnun eve dönerler…

Ev soyulmuştur ve duvarda bir not vardır…

– Abi Tiyatro Nasıldı ?

sen yenisin galiba

adamın biri bi kahveye girmiş. millet kahvede baya gülüyor eğleniyor filan. napıyor lan bunlar demiş bakmış birisi ordan bağırıyor,

– 45!

herkes yerlerde

– 7!

ağlamışlar gülmekten.

– 51!

buna da gülmüşler baya.

adam merak etmiş sormuş,

– neye gülüyorsunuz böyle?

kahvenin eskilerinden biri sinan özen’in şu bakışını atarak;

“sen yenisin galiba” demiş. “biz bu kahvede sabah akşam fıkra anlatırız. öyle çok fıkra anlatırız ki artık yorulmayalım diye fıkraları numaralandırdık. misal 5. fıkra temel ingiliz alman uçaktalar filan.. herkes ezbere biliyor. biri 5! diyince hepimiz fıkrayı hatırlayıp gülüyoruz” demiş.

adam teşekkür etmiş,

sonra “7412” diye bağırmış

bağırmasıyla birlikte bütün kahve yerlere yapışmış. sandalyeden düşenler mi dersin, gülmekten sıçanlar mı dersin, burnundan sümük gelenler mi dersin, millet paramparça, konuşacak halleri yok, gözleri yuvalarından çıkacak.

adam şaşırmış “niye buna bu kadar güldünüz” demiş

zar zor konuşanlardan birisi cevap vermiş

– bu fıkrayı daha önce hiç duymamıştık

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER