Geliyorum

Geliyorum

Geliyorum

İlk okul birinci sınıfta çocuğun biri her gün okula kafa  göz şiş geliyordu. Öğretmeni bir gün merak edip, “kim dövüyor böyle oğlum seni?” diye sordu.
-Babam dövüyor öğretmenim.
-Niye dövüyor baban yoksa üvey baban mı?
-Hayır öğretmenim öz babam fakat niye dövdüğünü bende bilmiyorum ben okuldan eve gidiyorum. Çantamı bıraktıktan sonra sokağa çıkıp babam işten gelene kadar arkadaşlarımla oynuyorum. Babam gelince eve çıkıp yemek yiyioruz, ondan sonrada ben oturup geç saatlere kadar ders çalışıyorum. Ben ders çalışırkende annemle babamda bana bakıyorlar, bakıyorlar, ondan sonrada babam kalkıp beni dövüp yatağıma yatıyor.

Çocuğun anlattıklarından öğretmen durumu anlamıştı. Çocuğun omuzunu tutarak, bak oğlum, bundan sonra okuldan eve gidince, yemeğini yedikten sonra otur dersini bitir ondan sonra arkadaşlarınlada biraz az oyna. Akşam baban gelincede yemeğinizi yedikten sonra kafana yorganı çekerkenden uyu. Baban o zaman seni dövmez.
Bir daha dayak yemek istemeyen çocuk öğretmeninin öğütlerini aynen uyguladı. Akşam yemeğinden sonra kafasına yorganını çekip yattı.
Anneyle baba oturup bir saat kadar çocuğu seyrettikten sonra birbirlerine bakıp “Uyumuştur artık.” diye fısıldaştılar. Uyuduğuna iyice kanaat getirdikten sonrada sevişmeye başladılar aradan biraz zaman geçmiştiki kadın inleyerek,

-Ben geliyorum kocacığım…
-Bende geliyorum hayatım.
Yorganın altında hala uyumamış olan çocuk dışarda ne olup bittiğini anlayamamış, annesi ile babasının bir yere gittiklerini zannederek, yataktan fırlamış.
-Beni bırakıpta nereye gidiyorsunuz.

BONUS FIKRA

Beş Kuruşluk Tokat

Bir gün Hoca sallana sallana yolda yürürken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca nerdeyse yere düşecek. Hoca hiddetle:

– Ne cüretle vuruyorsun!..

Genç adam, biraz ukala bir tavırla, kısaca özür diler. Küçük bir hata yaptığını, Hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler. Ayrıca, Hoca’nın olayı büyüttüğünü belirtir. Bunun üzerine, Hoca’yı mahkemeye gitmekten başka bir şey tatmin etmez. Hoca ısrarlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur.

Kadıya giderler. Kadı her iki tarafı da dinler. Ancak kadı genç adamın arkadaşı olduğundan, onu müşkül durumdan kurtarmanın çaresine bakarken, Hoca’yı da yumuşatmaya çalışır…

– Hoca, hislerini anlıyorum. Herkes aynı şeyleri hissederdi bu durumda. şimdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin? Hoca tatmin olmaz, ısrar eder: “Mahkeme yapılsın.” der.

Bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner. Hoca, genç adamın dönmesini bekler. Bir saat geçer, iki saat geçer fakat genç adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken, Hoca kadının, en meşgul bir anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler.

– Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemeyeceğim…Gelirse söyle ona, 5 kuruşu sana versin!

Yönetim Felsefesi

Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.

Japonların takımında;

8 kişi kürek çekiyor,

1 kişi dümencilik yapıyordu.

Türk Takımında ise;

2 kişi kürek çekiyor,

3 kişi şeflik

3 kişi müdürlük yapıyor,

1 kişi de dümeni kullanıyordu.

Her iki takım da, performanslarını en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.

Büyük gün geldi ve iki takım da, kendini hazır hissediyordu.

Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar.

Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.

Türk şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.

Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu düzenlenen raporlara göre hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi.

Çözüm olarak yönetimdeki düzeni güçlendirmek ve koordinasyonu güçlendirmek için 1 genel müdür atandı ve sandaldaki ağırlığı dengelemek için kürekçi sayisi da 1’e indirildi.

Japonlara yeni bir yarış teklif etme kararı alındı.

9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı.

Japonların takımında;

8 kişi kürek çekiyor,

1 kişi dümencilik yapıyordu.

Türk Takımında ise yeni yapılanma şekli şöyleydi;

1 Genel Müdür

3 Müdür

3 Dümen Şefi

1 Dümenci

1 Kürekçi.

İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar.

Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti.

Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu müdürlere ve diğer personele sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.

Hoşgeldin de

Hemşire, hastane nöbetinden çıkınca eve döndü.

Kocasını uyandırmamak için yavaşça yatak odasına girdi.

Battaniyenin ucundan 2 yerine 4 ayak çıktığını görünce beyzbol sopasını aldı ve olanca gücüyle vurdu, ardından kırarcasına bir kez daha vurdu.

Ciyaklayan bağırışlar arasında tıkanacak gibi oldu ve derhal mutfağa geçip bir bardak su içmek istedi; baktı ki kocası mutfakta gazete okuyor.

Adam başını kaldırarak:

– “Canım, annenler bizde. Babanla bizim odaya aldım. Uyumamışlarsa bir hoşgeldin desen iyi olur…”

Ödememiş

Dursun Temel’e;

– Gel şu restoranda güzel pir yemek yiyelum! demiş.

Temel;

– İmkanı yok pir daha o restorana girmem da! diye cevap vermiş.

Dursun merakla sebebini sormuş.

– Neden olacak da? demiş Temel. Geçende puraya geldum. Tıka basa yemek yedum. Kahvemu da içtum.

Tam çıkacağum lokantanun sahibu kapuda önüme dikilmuş, sanki hesabu ödemeden kaçaymişum gibu dik dik gözlerimun içine bakayi.

– Ee, sen ne yaptun o terbiyesuz herufe? diye sormuş Dursun.

– Ne yapacağum da? demiş Temel, Ben de sanki hesabu ödemişum gibu ona dik dik paktum ve hemen oradan uzaklaştım!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER