Geber Ula

Geber Ula

Geber Ula

Temel ile Dursun hararetli bir sekilde iddialasirlar. Temel:
“Ula Dursun ha pen pu pinanun catusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa.”
Dursun:
“Nah dalarsun ula imkanu yoktur”
Vardir yoktur bir milyarina iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldirima koyar.

“Iyi izle ula” der “Nasul dalacam hamsi cibi” Dursun ise hala Temel’i umursamamakta, dalgasini gecmektedir.

Temel catiya cikar Dursun’a seslenir:
“Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!” ve kendini bosluga birakir.

Tam yere uc bes metre kala Dursun yerdeki bardaga bir tekme sallar:
“Geber ula ipne Temel”

BONUS FIKRA

Hırsızın Hiç Mi Suçu Yok

Bir gün Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :

– Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki ?

Bir başkası :

– Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor ? diye konuşmuş.

Bir diğeri de :

– Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor. Hoca kızmış :

– Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi ? Hırsızın hiç mi suçu yok ?

Branda

bir mafya babası evli bir kadınla ilişki kurmuş. bir gece kocası yok diye kadının evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına;

“ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin” demiş.

sonra da ne yapacaklarının talimatını vermiş:

“kadının kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, ben aşağıya atlayacağım, yakalanıp karizmayı çizdirmeyelim… tamam mı?”

adamları,
“baş üstüne patron” demişler.

mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca bizimki kendini tereddütsüz pencereden donla 4. kattan aşağı fırlatmış.

kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında mafya babasının adamlarından biri…

“yenge” demiş adam mahcup bir şekilde başını öne eğerek,

“patrona söyle, branda bulamadık!”

Kadınlar

Kadın eşine sorar ben ölürsem ne kadar sürede evlenirsin.

Eşi, toprağın kuruduğu zaman der.

Ve kadın 2 sene sonra ölür.

Eşi her mezarına ziyarete geldiğinde toprağı ıslak görür ve üzgün geri döner.

Ve aylar sonra bir gün mezarlığa giderken kayınçosunu görür, ne yaptığını sorar. oda ablamın toprağını suladım oradan geliyorum kurumasın, ölmeden önce vasiyet etti der.

Adam gülerek; ah kadınlar.. kadınlar… öteki dünyadan bu dünyayı yönetirler…

Mazi

kadin gece yarisi uyandiginda kocasinin yatakta olmadigini gorur. kalkip mutfaga gittiginde kocasini yasli gozlerle kahve icerken bulur.

“ne oldu, neyin var” diye sorar.

adam: “40 yil onceki ciktigimiz gunleri hatirliyormusun?”

kadin cok duygulanir. demekki kocasi 40 yil onceki yillarini hatirlayip, uyuyamamistir.

“evet” der duygulu bir sesle.

adam: “daha liseyi yeni bitirmistik ve sen 18’ine girmek uzere idin.”

“evet” der kadin o gunleri hatirlayarak.

“bir gun annen evde yoktu ben size gelmistim. hatirliyormusun?”

“evet ” ! der kadin gulumseyerek.

adam: “annen eve erken gelmisti ve bizi yakalamisti, hatirliyormusun?”

kadin “evet” der buyuk bir sevgi ile. kocasinin her detayi hatirlamasindan memnun ve mutlu.

adam: “annen odasina gitmis bir silah ile gelip silahi basima dayamis ve ya kizimla evlenirsin yada seni 40 yil hapse gonderirim, daha 18’ine bile basmadi” demisti. hatirliyormusun?”

“evet” der kadin gulumseyerek.

adam gozlerindeki yaslari siler ve buyuk bir ic ceker:

“bugun hapisten cikiyor olacaktim”

Karım Kayıp

bir adam polisi aramış :

“karım alışverişe gitti. dönmedi. 8 saat oldu. ne olur onu bulun !” demiş.

görevli polis sormuş : “karınızı tarif eder misiniz ?”

adam anlamamış “nasıl yani ?”

polis : “boyu ne kadar ?”

adam : “ne bileyim, bazen yüksek topuk giyer beni geçer, evde yalınayak benden kısa.”

polis : “göz rengi ?

”adam : “bilemem, bazen yeşil bazen mavi lens takar, aslında galiba ela…”

polis: “saçı ne renk ?”

adam :“en zor soru. her hafta başka bir renk desem ?”

polis : “üzerine ne giymiştir ?”

adam : “hiç dikkat etmedim valla…”

polis : “peki arabayla mı gitmişti alışverişe ?” adam : “evet !!! siyah audi r8, süperşarj 3.5 litre v6 silindirli motor, 290 beygir. içi geyik derisi taba renginde, led farları var, sağ kapıda görünür görünmez hafif bir çizik var.”

polis : “tamam efendim, arabanızı bulacağız.!!.

Piyano

Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş.

Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:

– Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!

Temel:

– Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.

– Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi piyanoya doğru çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun da!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER