Çırak Temel

Çırak Temel

Çırak Temel

Temel inşaatta çalışan kalfadır. Bir gün ustası inşaata karı getirir ve Temel’e
– Git bana Pre. ..ervatif al gel
der. Temel eczaneye gider ve yüksek sesle
– Pre. ..ervatif istiyorum der.
Eczacı
– Oğlum böyle şeyler bağırarak söylenmez,kısık sesle söylemen lazım
der. Temel siparişi alır ve döner. Bir kaç gün sonra usta inşaata bir gay getirir ve Temel’e
– Git bana vazelin al
der. Temel eczaneye gider ve eczacının kulağına eğilip kısık sesle
– Vazelin istiyorum der.
Eczacı
– Oğlum bunda birşey yokki niye kısık sesle söylüyorsun
der ve rafa doğru yönelirken
– Ne kadar istiyorsun diye sorar
Temel’de yüksek sesle
– Bir *ötlük yeter der….

BONUS FIKRA

Bir gün Subaşı’nın Eşeği kaybolmuş.

Hayvanı bulmak için neredeyse tüm kasabalılar seferber olmuş.

O sırada Nasrettin Hoca da bağına gidiyormuş.

– Sen de bağlara bakıver, demişler.

– Olur, deyip yürümüş Hoca.

Bağa vardığında, bir yandan türkü söyler, bir yandan da etrafa yalandan göz gezdirirmiş.

Hoca’yı keyifle türkü söylerken görenler sormuşlar.

– Hayrola Hoca, bugün pek neşelisin. Ne arıyorsun buralarda?

– Subaşı’nın eşeği kaybolmuş da onu arıyorum.

– Aman Hocam, türkü söylenerek eşek aranır mı hiç?

– Eee, ne yaparsınız, el elin eşeğini böyle türkü söyleyerek arar işte.

Size Niçin vereyim?

Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler.

Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bagışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

-Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bu güne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız.

O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz? Avukat bir süre düşündü, sonra:

-Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Görevli utandı:

-Şey, hayır.

-Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?

Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:

-Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını? Görevli yerin dibine geçmişti, sadece,

-Hayır, hiç bir bilgim yoktu … diye mırıldanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:

-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?

Temel ve Acemi Avcılar

Dört kişilik avcı gurubu, tecrübeli avcı Temel’in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler.

Karşılarına küçük bir delik çıkar.

Temel:

– Yatın yere, tavsan deliği !

Bütün avcılar yere yatarlar.

Gercekten bir muddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar.

Tekrar yürümeye başlarlar.

Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına.

Temel: Yatın yere, tilki deliği!

Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar.

Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar.

Temel:

-Yatın yere, ayı ini !

Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler.

Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar.

Acemiler hep birden Temel’e bakar.

Temel:

– Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum.

Ama Yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza !

Ertesi gün gazetelerde manşet:

Dört avcı tren altında can verdi…

Güncelleme Tarihi: 21 Haziran 2019, 01:51

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER