Bu Cin Kafayı Yemiş

Bu Cin Kafayı Yemiş

Bu Cin Kafayı Yemiş

Adamın biri yolda yürürken Alaaddin’in sihirli lambasına benzeyen bir çaydanlık görmüş. Morali çok bozuk olan adam basmış tekmeyi.

Lambadan gürültüler dumanlar derken bir cin çıkmış. Cin çok sinirli bir şekilde kim ulan beni uykumdan uyandıran demiş?

Adam korkarak benim demiş. Cin çabuk lan benden 3 tane dilek dile, demiş acalem var. Adam:
– şey demiş korkarak, bende bir kaynana varki hiç sorma illetmi illet onu bir daha görmeyim.
“Tamam” demiş cin harşh demiş iki parmağını sokmuş gözüne. Adam başlamış feryat figan
– Sen ne yaptın ya beni kör ettin abi hastamısın nesin?
“Sus lan” demiş cin çabuk ikinciyi iste acelem var. Adam bakmış gözden oldu bari cinsel hayatım iyi olsun diye
– Abi bana bir alet ver böyle bacağımın arasından yerlere değsin.
Tamam diyor cin cebinden bir balta çıkartıyor bacaklara bir koyuyor bacaklar yok. Haliyle alet yerlere değiyor. Bizimki tabii yeniden feryat
– Sen ne yaptın ya kararttın ulan dünyamı diyor. Cin üstün tabi.
– Kes ulan bu kadar işimin içinde senle uğraşamam çabuk 3.yü iste, bak kötü yaparım. Adamın hayatı kararmış zaten.
– Ya diyor bana bir iyilik yapta nasıl yaparsan yap. Cin “elbette” diyor ve geçiyor adamın arkasına başlıyor *i*me*e.
Adam “sen neyapıyorsun manyak herif” diyor. Cin yine sinirli, “sus lan” diyor “hem körsün hem topal seni benden başka kim *i*er?”

BONUS FIKRA

Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini bir yana ayırır, “Hanım bunu Ramazan’a sakla” dermiş. Gel zaman git zaman Ramazan ayı gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolup taşmaya başlamış.

Günlerden bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için bir yardım istemiş.

Kadın:

“Adın ne senin?” demiş.

“Ramazan”

“Ramazan mı? Dur öyle ise…”

Evde ne kadar ayrılmış güzel yiyecek, içecekler varsa kaplara doldurmuş.

“Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu” demiş.

Anons

Temel devlet memuru olduğu için görevi gereği karısı Fadime ile Erzurum’da yaşıyorlarmış.

Kar yağışının sürdüğü bir akşamüzeri belediye hoparlöründen bir anons yapılmış;

─ Sayın sokak sakinleri, arabalarınızı lütfen sokağın sol tarafına parkediniz! Sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecektir!

Anonsu duyan Temel, evden çıkmış ve arabasını sokağın sol tarafına park etmiş.

Ertesi akşam, yine belediye hoparlöründen bir anons yapılmış;

─ Sayın sokak sakinleri, arabalarınızı lütfen sokağın sağ tarafına park ediniz! Sokağın boş bırakılan tarafındaki karlar temizlenecektir!..

Temel yine dışarı çıkmış ve arabasını sokağın sağ tarafına park etmiş.

Kar yağmaya devam ediyormuş. Bunun sonucu olarak sokakların her gün temizlenmesi gerekiyormuş. Üçüncü günün akşamı yine bir anons;

─ Sayın sokak sakinleri, arabalarınızı lütfen sokağın …. tarafına park ediniz! Sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecektir!

Ancak, anons yapılırken bir kopukluk olduğu için ne Temel, ne de Fadime arabaların sokağın hangi tarafına park edileceğini anlayamamışlar.

Uzun bir süre sokağın hangi tarafına park edecekleri konusunda tartışmışlar ve bir türlü karara varamamışlar. En sonunda Fadime demiş ki;

– Ula Temel, boşver anonsu. Madem ki hangi tarafa park edileceğini anlamadık, araba bugün de garajda kalsın da!

Zeytin

Nasrettin Hoca pazarda zeytin satıyormuş…

İki üç sokak ileride oturan yarıbuçuk tanıdığı bir kadın gelmiş.

Kadın:
– Zeytinin iyi mi?

Hoca:
– Tadına bak.

Kadın:
– Ben orucum. …

Hoca:
– Madem oruçlusun zeytini al git parasını sonra ver. Hocanın birdenbire aklına düşmüş; Ramazanlık değilmiş çünkü…

Hoca:
– Tuttuğun oruç ne orucu ki?

Kadın:
– Üç sene önceden borcum vardı da onları tutuyorum. Hoca tam zeytinleri veriyormuş vazgeçmiş…

Kadın:
– Biraz önce al git dedin nolduda vazgeçtin Hoca?

Hoca:
– Get anam get…

Allah’a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu ne zaman getirirsin kimbilir. :))

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER