Bizim hizmetçi

Bizim hizmetçi

Bizim hizmetçi

Anne kız konuşurlar. Küçük kız annesine sorar:
– Anne melekler uçar mi?
– Uçar.
– Bütün melekler mi?
– Evet.

– Peki bizim hizmetçi kız neden uçmuyor?
Annesi şaşırır:
– Hizmetçi neden uçacakmış kızım?
– Babam konusurken ona hep “Melegim!” diyor da.
Anne öfkeyle fırlar:
– Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçacak.

BONUS FIKRA 

Ne İstediğine Dikkat Et

Çok yakışıklı ve karizmatik bir adam yanında bir devekuşu ile bara gitmiş.

Herkes şaşkınlık içinde adama bakarken adam bara yaklaşmış:

“Bana bir viski, ona da kırmızı şarap” demiş.

Gece boyunca içkiler içilmiş, yemekler yenmiş.

Gecenin sonunda barmen bir kutu içinde hesabı getirmiş,

adam kutuyu açmadan, elini cebine götürmüş ve çıkan parayı masanın üstüne koymuş.

Sonra da devekuşu ile çıkıp gitmiş.

Bu garip olay üst üste bir kaç gece tekrarlanınca, barmen dayanamayıp adama sormuş:

“Her gece cebinizden çıkan para ile hesap kuruşu kuruşuna tutuyor, bunu nasıl başarıyorsunuz?”

Adam gülümsemiş: “Bir gün karşıma bir cin çıktı ve üç dileğimi sordu.

İlk olarak yakışıklı ve karizmatik olmayı istedim.

İkincisi, ne almak istersem cebimde onu almaya yetecek kadar para olmasını…”

Barmen “peki ya bu kuş?” diye sormuş çekinerek.

Adam, “son dileğimde, yanımdan hiç ayrılmayacak uzun bacaklı bir piliçti” demiş.

Yalan Değilse

Padişah bir gün, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!” demiş.

Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

– “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü”.

-“Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..”

– “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..”

– “Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..”

– “Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!”

“Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir”.

Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir adam gelmiş;

– “Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim.

– “Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..”

Doğum Günü

Bir iş adamı birkaç gün önce sekreterini kovmuştu, yeni bir sekreter aramaktaydı….

Bir arkadaşı, sekreterini neden kovduğunu sorunca anlatmaya başladı:

– İki hafta önce 48. yaş günümdü ve o sabah kendimi çok keyifsiz hissediyordum.

Kahvaltı sırasında karımın doğum günümü kutlamasını ve hediyemi vermesini bekliyordum.

Ancak o bana bir günaydın bile demedi.

Karım unutmuşsa da çocuklarım hatırlar diye içimden geçirdim fakat onlar da tek bir söz etmediler.

Ofisime girdiğimde sekreterim, “Günaydın Patron, doğum gününüz kutlu olsun” dedi.

En azından birinin hatırlıyor olması beni memnun etmişti.

Öğlen yemek zamanı geldiğinde sekreterim kapıya vurdu ve “Dışarıda hava çok güzel ve bugün sizin doğum gününüz, haydi yemeğe çıkalım, sadece siz ve ben” diyerek beni davet etti.

“Bütün gün duyduğum en güzel şey buydu .

Haydi gidelim” dedim.

Yemeğe çıktık. Normalde gittiğimiz bir yere gitmedik, şehir dışında özel bir lokantaya gittik.

İki martini içtik ve yemekten sonsuz zevk aldık.

İşyerine dönerken sekreterim, “Hava çok güzel, ofise dönmemiz gerekmiyor değil mi? diye sordu.

“Hayır, sanırım gerekmiyor” diye yanıtladım. “Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim” dedi. Evine gittik.

Başka bir martininin daha tadını çıkardık ve sekreterim dedi ki “Patron, izninizle, yatak odasına geçip üzerime daha rahat bir şeyler giyeyim.” Ona memnuniyetle izin verdim.

Yatak odasına gitti ve 5 dakika sonra yatak odasından çıktığında elinde kocaman bir pasta taşıyordu, arkasından karım ve çocuklarım geliyordu.

Hepsi “İyi ki doğdun” şarkısını söylüyorlardı ve ben orada çırılçıplak oturuyordum.

Erkekliği beş para etmezmiş!

TIR şoförü orta yaşlı bir adam, kamyoncuların durup yemek yedikleri benzin istasyonunda kahvaltısını ederken içeriye, deri ceketli, dev gibi üç tane motosiklet sürücüsü serseri girmiş…

Birincisi adamcağızın tabağındaki çorbada sigarasını söndürüp yan taraftaki sandalyeye oturmuş…

İkincisi adamın içtiği suyun içerisine tükürüp arkadaşının yanına oturmuş.

Üçüncüsü de adamın tabağını ters çevirip arkadaşlarının arasına geçip oturmuş

Adamcağız en ufak bir itirazda bulunmadan, barı sessizce terk etmiş.

Kısa bir süre sonra serserilerden biri garson kıza dönüp;

-“Ne biçim herif bu? Erkekliği beş para etmezmiş!..” demiş.

-“Evet!” demiş kız,

-“Şoförlüğü de beş para etmezmiş…

Biraz evvel benzinlikten çıkarken dev gibi tırı ile üç tane motosikletin üzerinden geçti gitti !..”

Emekli Albay

Genç yaşta emekli olan albay, evde sürekli oturmaktan, hanımıyla ağız dalaşına girmekten sıkılınca, bakkalına gider:

– “Sana ayda 200 lira para vereyim, bunun karşılığında seni her gün denetleyeyim!”der.

Teklifi cazip bulan bakkal, hem para kazanacağım hem de deneyimli bir albayın uyarısını, yardımını alacağım, diyerek hemen kabul eder.

Emekli albay, ertesi gün sabah 08:00 den akşam mesai sonuna kadar bakkal dükkanını denetlemeye başlar.

Bakkal bir gün bile geçmeden denetimden sıkılır, baş edemez duruma gelir..dayanamaz:

– “Albayım, al 200 liranı, ben bu işten vazgeçtim!”diyerek anlaşmayı bozar.

Emekli albay, manav, kasap, kırtasiyeci derken tüm esnafa aynı teklifi yapar. ancak bir süre sonra hepsi denetimden sıkılarak anlaşmayı bozar.

Son olarak gittiği manifaturacı ile yıldızları barışır. denetim işi aylar sürer. çok güzel anlaşırlar.

Manifaturacı albayın her isteğini “baş üstüne” diyerek yerine getirir. olanlara bir anlam veremeyen albay:

– “Yav arkadaş, bütün mahalle esnafı denetimden sıkıldı. seninle gayet iyi çalışıyoruz. nitekim bu başarımızın sana göre sırrı ne?”

Manifaturacı hazırola geçip:

– “Albayım, ben de emekli başçavuşum.” der.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER