Biraz Sal

Biraz Sal

Biraz Sal

Adamın birinin aleti çok büyük olduğundan evlenememiş.
Derken beğendiği bir kızı ailesinden istemeye gitmiş.
Kızın annesi şiddetle karşı çıkmış ama kızı da evde kalmış olduğundan kızının isteğiyle razı olmuş.
– “Ama bir şartım var” demiş.

Gerdek gecesi bende yanınızda olacağım” demiş.

İki tarafta razı olunca düğün günü davul zurna derken yeni evli çift gerdeğe girerler.
Anne kızına;
– “bak kızım bu adamın malı çok büyük sen alta yattığında
ben aletini tutacam sen sal dedikçe ben bırakırım” demiş.
Kız;
– “tamam”.
deyince işe başlamışlar. Kız alttan seslenmiş;
– “anne sal” anne salmış. Kız tekrar seslenmiş;
– “anne sal” anne biraz daha salmış. aradan biraz zaman geçmiş kız gene seslenmiş;
– “anne be biraz daha salsana” ama ses yok. Kız biraz yüksek sesle;
– “anne salsana” der. Anne banyodan seslenir;
– “Kızım hepsini salalı çok oldu ben abdest suyunu ısıtıyorum”.
Kız biraz üzgün;
– “Anne be elini attığın yeri babamın’ki gibi kurutuyorsun”.

BONUS FIKRA

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak:

– Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!

Öğrenci:

– O zaman ben uçuyorum…

Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavını başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış.

Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.

Profesör öğrenciye:

-Sana son bir soru soracağım, demiş.

Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?

Öğrenci:

– Para olan çuvalı seçerdim…

Profesör:

– Ben akıl olan çuvalı seçerdim…

Öğrenci:

– Normal! Kimde ne eksikse onu seçer…

Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alıp içine “öküz” yazmış.

Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış.

Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış ve ”Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.” demiş.

10 Yıl Sonra

40 yaşında arkadaşlar o akşam nerede yemek yiyeceklerini tartışıyorlarmış.

sonunda “neşeli lokanta”da buluşmaya karar vermişler.

gerekçeleri maria adlı garsonun mini etek giymesi ve bacaklarının çok güzel olmasıymış.

10 yıl sonra, 50 yaşına geldiklerinde gene buluşmuşlar.

aynı konuyu tartışmışlar ve yine “neşeli lokanta”da buluşmaya karar vermişler.

bu kez gerekçe lokantanın yemeklerinin güzelliği ve zengin bir şarap kavına sahip olmasıymış.

10 yıl sonra, 60 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve yine “neşeli lokanta”yı seçmişler.

bu seferki gerekçeleri lokantanın sessiz ve sakin olmasıymış.

10 yıl sonra, 70 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve gene “neşeli lokanta” demişler..

gerekçeleri ise lokantanın tekerlekli sandalyeler için asansörünün bulunmasıymış.

bir 10 yıl daha geçmiş, 80 yaşına gelmişler. gene buluşup, gidecekleri lokantayı tartışmaya başlamışlar.

biri “neşeli lokanta” demiş.. “harika” demiş ötekiler.. “burayı hiç görmedik. yeni bir yer.. ne iyi!.”

Aslında çok zekiyiz

Biz çok zekiyiz.. Amerikalılar, Fransızlar bizim kadar zeki olsalardı, kim bilir neler yaparlardı?

Doğrudur..Onların ne aklı, ne zekası, bizde olup bitenleri anlamaya yetmez..

Bir ünlü işadamının cinliğini anlatmışlardı geçen yıllarda..

Boğazdaki bir meyhanede iyice içmiş..

Sonra otomobilinin direksiyonuna geçip, evin yolunu tutmuş..

Tam Beylerbeyi’ne gelince, bir de bakmış ki, trafik polisleri alkol kontrolü yapıyor..

Araçları durdurmuşlar..

Hemen araç kuyruğunun sonuna girmiş..

Şoför mahallinden çıkıp, aracın arka koltuğuna oturmuş..

Beklemeye başlamış..

Öndeki araçların sürücüleri, alkol kontrolundan geçmiş..

Trafik polisi, bu işadamının aracına gelmiş..

Arkada oturan alkollü işadamına sormuş polis..

– Beyefendi. Bu aracın şoförü nerede?.

İşadamı:

Bilmiyorum. Biraz evvel çıktı, gitti..

Aracı böyle bıraktı, demiş.

Polis sinirlenmiş:

– Olur mu böyle şey? Araç yolu tıkıyor..

Siz geçin direksiyona..

İşadamı sakin sakin cevap vermiş.

– Memur bey.. Ben aracı kullanamam.

Çünkü alkollüyüm. İçkili araç kullanmak yasak..

Polis yalvarmaya başlamış.

– Beyefendi.. Bir seferlik ziyanı yok.. Lütfen geçin direksiyona.. Trafiğitıkamayın..

Bunun üzerine bizimki, nazlanarak direksiyona geçmiş ve alkol muayenesine yakalanıp, ceza almadan, trafik engelini aşmış..

Bizim zekamız böyle.. Ah bir de yararlı şeyler için kullanabilsek

Kapitalizm Hikayesi

lizmin iç yüzünü anlatan ufak bir fıkra,

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ ‘dan maymun alacağını söylemiş.

Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar.

Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış.

Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş.

ekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar.

Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış.

Bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş.

O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.

1 milyar insanın susuz

2 milyar insanın elektriksiz

3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER