Bir Kereden

Bir Kereden

Bir Kereden

Bir köyde bir adam, karısı, annesi ve de genç bir oğluyla beraber yaşıyorlarmış. Oğlanın evlenme çağı gelmişte geçiyormuş. Ama babası oğlunu bir türlü evlendirmiyormuş. Oğlan kadınsızlıktan dolayı iyice bunalıma girmiş ve kendi kendine;
– ”Bugün tarlada çalışırken bana kim öğle yemeği getirirse onu *i*eceğim” demiş.
Şans bu ya o gün yemeği baba annesi getirmiş.
– ”Nene gelme. Nene gelme” demiş ama nenesine dinletememiş ve;
– ”Kusura bakma nene yemin ettim” diyerek nenesini *i*miş. Nenesi ve babası genç adamdan davacı olmuşlar. Duruşma yapılmış ve son karar öncesi hakim genç adama;
– ”Son bir sözün var mı?” diye sormuş.
Genç adamda babasını göstererek;
– ”Bu adam bunca yıldır benim anamı *i*i*or’da ben onun anasını bir kere *ik*i*imde ne olmuş hakim bey” demiş.

BONUS FIKRA

Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Jeep yanaşmış. Son derce şık ve pahalı giyimli bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.

– Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin? Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış,

– Tamam diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,

– Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş. Çoban

– Doğru diye cevap vermiş.

– Koyununu alabilirsin. Genç adam koyunu almış ve Jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş.

– Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verir misin? diye sormuş. Adam,

– Evet neden olmasın diye yanıtlamış.

– Sen Dünya Bankası´nda Danışmansın demiş çoban.

Adam sormuş,

– Nasıl oldu da bildin?

Çoban

– Çok basit diye cevap vermiş.

– Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.

– İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin.

– Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!

Uçak Düşerse

Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış:

“Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!”

Böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor. Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamalarını sağlayabileceklerine karar vermiş. İlk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş ve “Sayın yolcularımız, üzerinde bulunduğumuz alan Japonlar’ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!”. Bunun üzerine bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar.

Hostes bu sefer İngilizlere yönelmiş. “Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz. Hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!” demiş. Tüm İngilizler hevesle atlamışlar.

Sıra Fransızlar’a gelmiş. “Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum. Rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim” demiş. Fransızlar “tabii, mersi!” diyerek sırayla atlamışlar.

Hostes, sıra Almanlara geldiğinde “Atlayın aşağı çabuk!” diye bağırmış. Alman kafile “Heil!” diyerek atlamış.

Sonunda sıra Türklere gelmiş. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş: Siz var ya… Buradan hayatta atlayamazsınız.

Nasıl Öldü?

Temel’in babası vefat eder.

Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar:

Nasıl oldu?

Cevap: 30.kattan aşağıya düştü.

Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş.

Temel: Yok yok öyle ölmedi. tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi.

Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman.

Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına.

Adam: Demek çatıya çarpıp öldü.

Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti.

Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman. Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.

Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık. Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye.

Adam: Orda mı öldü? Temel: Yooo. Ordanda yine kasaba.

En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu:

Ulan nasıl öldü bu adam?

Temel: “Baktık durmuyo. Vurduk!”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER