Bir işarete anında hizmet

Bir işarete anında hizmet

Bir işarete anında hizmet

Temel, bir iş için gittiği Bursa’da ”hazırgelmişken” deyip, Çekirge’de ki kaplıcaların yolunu tutar..
Hangisine gireyim diye dolaşırken
kaplıcalardan birinde:
“BİZDE HİZMET İŞARET DEMEK.. BİR İŞARET;ANINDA HİZMET..”
ibaresini görür ve hemen bilet alarak içeri girer..
İçerisi bilinen şekildedir.Yani extra bir şey göze çarpmaz..

Neyse, Temel yıkanmaya başlar. Derken, burnuna sabun gidince aksırır..

Birden kapı açılır ve içeri bir kız girer.Şaşıran Temel’e;
– Beni mi emrettiniz.?.. deyince
Temel;
– Yoo..ben sadece hapşırdim..
Kız;
– İyi ya efendim, işte ben aksırık işaretiyim. der ve Temel’e
istedigi hizmeti sunar…
Temel,çok memnun kalmıştır,yıkanmaya devam eder..
Bir ara yellenmesi gelince ZART.. diye ossurur.. Yine kapı açılır;
bu kez gelen insan yarması bir heriftir..
– Ben ossuruk işaretiyim.. deyip, Temel’e bu kez istemediği hizmeti sunar..
Apar-topar banyodan çıkıp giyinen Temel’i gören hamam sahibi;
– Beyim,erken çıktınız..Başka hizmetlerimizde vardı..deyince,
Temel;
– Uyy..,Ben ayda-yılda bir aksırırım,ama beş dakika da bir yellenurum da…

BONUS FIKRA

Sabahın erken saatlerinde adam kahvaltı etmek üzere mutfağa gelip, masaya oturmuş.

Karısı sofrayı hazırlamış, bekliyormuş.

Adam da her zamanki yerine geçmiş ve gazetesini açıp, okumaya başlamış.

Spor sayfasını gözden geçirirken bir haber dikkatini çekmiş.

Haberde; “Çok güzel bir sinema yıldızının, zeka seviyesi ve yakışıklılığı alt seviyede bir sporcu ile evlendiği” yazıyormuş.

Adam bu haberi görünce gayri ihtiyari karısına dönerek;

“Böyle bir budalanın nasıl bu kadar dünya tatlısı kadınla evlendiğini anlamış değilim”.

Kadın saçlarını şöyle bir arkaya atıp, kocasına bakmış ve “Çok teşekkür ederim hayatım. Çok naziksin”

Tasarruf Tedbirleri

Aylardır işleri yolunda gitmeyen adam özellikle son zamanlarda iyice mali sıkıntıya düşmüş, artık bazı harcamaları kısarak tasarruf etmenin zorunlu olduğunu düşünüyordu.

Tüm bunları gün boyu düşünmüştü adam.

Akşam evde eşiyle yapacağı konuşmaya kendisini hazırlamış, söyleyeceği her cümleyi önceden belirlemişti.

Akşam işten biraz erken çıktı ve doğruca evin yolunu tuttu.

Eve geldiğinde kapıyı açan eşi ile selamlaşıp kısa bir sohbetten sonra hızlıca konuya girdi adam;

─ Sevgilim, son aylarda işlerimiz iyice kötüye gidiyor, sen de farkındasın bunun, dedi.

Karısı;

─ Farkında olmaz mıyım canım, ben de en az senin kadar üzülüyorum bu duruma.

Adam;

─ Ben bazı ekonomik tedbirler düşündüm, ama son kararı vermeden sana da sormak istedim, dedi ve devam etti;

Eğer sen yemek yapmayı, temizlik ve ütü yapmayı öğrenirsen evdeki aşçı ve temizlikçinin işine son verebiliriz.

Karısının cevabı gayet kısa oldu;

─ Sen de sevişmeyi öğrenirsen bahçıvan ve şoförün işine de son verebiliriz sevgilim…

Doğru Söylemek

Biri kadın diğeri erkek iki iş arkadaşı iş yerinde geç saatlere kadar çalışmışlar.

Saat epey ilerlemiş, yorgunluk bir yandan, açlık bir yandan…

‘Hadi çıkalım artık, gidip bir şeyler yiyelim, sonra eve gideriz’ diyerek çıkarlar, bir lokantada iyi bir akşam yemeği yerler, biraz da alkol alırlar. Sonra adam kadını evine bırakır.

O ara, kadın, nezaketen, bir kahve içmek isteyip istemediğini sorar.

Adam da ‘neden olmasın’ diye düşünüp kabul eder. Kahveyi içki takip eder, içkiden sonra ruhlar ısınır ve birlikte olurlar.

Adam kalkar, evine gider. Saat sabaha karşı 04:00 civarıdır.

Arabayı park eder, cebinden bir tebeşir çıkartır, ceketine pantolonuna bir kaç çizik atar biraz tebeşir tozu serper ve içeri girer.

Karısı ayakta beklemektedir.

─ Neredeydin ?’ diye sorar.

Adam;

─ Aysel’le geç saate kadar çalıştık, sonra yemeğe gittik, onu eve bıraktım yemekten sonra, ama beni kahve içmeğe çağırdı,

kahveydi, sohbetti, içkiydi derken kendimizi yatakta bulduk, ancak toparlandım, geç kaldım, özür dilerim karıcım, der.

Karısı;

─ Yalancııııı ! Yine bütün gece o zibidi arkadaşlarınla bilardo oynayıp bira içtin değil mi!

Sen adam olmayacaksın ruhun serseri!

Karadenizlinin Tren Yolculuğu

Üç Karadenizli tren istasyonuna gitmişler, biri bilet almış görevliye sormuş;

─ Trene ne kadar var?

─ Bir saat onbeş dakika.

Dönmüş arkadaşlarına;

─ Trene daha çok var. Hadi gidip şu karşı meyhanede bir iki kadeh atalım.

Meyhaneye gitmişler, bir şişe rakı açtırmışlar biraz da meze, oradan buradan derken laf lafı açmış.

Trenin düdüğü ile kendilerine gelmişler.

Dışarıya fırlamışlar, koşturmuşlar ama nafile, tren kaçmış.

Görevliye sormuşlar;

─ Bundan sonraki tren ne zaman?

─ Bir buçuk saat sonra!

Yine dönmüşler meyhaneye.

Bir şişe daha…

Yine laf, yine düdük, yine koşuşmalar ve yine treni kaçırmışlar…

Bir buçuk saat sonra bir tren daha olduğunu öğrenmişler.

Tekrar dönmüşler meyhaneye, sohbete kaldıkları yerden devam…

Ama bu kez uyanıklar(!) Treni uzaktan görünce ayağa fırlamışlar.

Hesabı ödeyip dışarı çıkmışlar. Başlamışlar koşmaya.

Onlar istasyona gelinceye kadar tren hareket etmiş.

Bizimkilerin biri bir vagona, diğeri bir vagona zor atlamış.

Üçüncüsü de geride kalmış, tren gitmiş.

Yerde kalan bir süre dövünmüş.

Sonra başlamış katıla katıla gülmeye.

İstasyon memuru yanına gelmiş;

─ Ne gülüyorsun yahu? Hem treni kaçırdın, hem de gülüyorsun!

Bizinki cevap vermiş;

─ Uy! Ben gülmeyeyum da kim gülsun!

Esas yolcu bendum. Onlar beni uğurlamaya gelmişlerdi…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER