Bir İngiliz, bir Fransız ve bir italyan

Bir İngiliz, bir Fransız ve bir italyan

Bir İngiliz, bir Fransız ve bir italyan

Hindistana uçmakta olan bir uçakta bir İngiliz, bir Fransız ve bir italyan yolculuk etmektedirler. Hostes güzel mi güzel alımlı bir kadındır. İlk önce Fransız hostesi yanına çağırır ve” inince birlikte yemek yiyebilirmiyiz” diye sorar. Hostes çapkınca gülümser;
” Bahreynde aktarma için 6 saat bekleyeceğiz. ama şimdiden söyleyeyim ben prezervatifsiz ilişkiye girmem.”

Fransız umduğundan fazlasını elde etmiştir sevinçle gözleri parlar.

aynı konuşma sırasıyla italyan ve ingilizle de tekrarlanır.
Birbirinden habersiz üç adam bahreyne kadar heyecanla bekler ve uçak alana iner inmez prezervatif almak için alandaki eczaneye dalarlar.
Önce Fransız fransızca prezervatif ister.Arap eczacı anlamaz.

italyan ve ingiliz de şanslarını denerler ama arap ne ingilizce ne italyanca biliyor, boş boş bakar.
Üçü de telaşla el işaretleri ile ne istediklerini anlatmaya girişirler ama arap hala boş boş bakıyor.

İtalyanın aklına bir hinlik gelir çıkartır aletini tezgahın üzerine koyar yanına da para koyar.

Bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünen Fransız veİingilizde aletlerini tezgahın üzerine koyup yanına parayı koyup heyecanla beklemeye başlarlar.

Arap bir süre baktıktan sonra anladım der gibi gülümser.

Aletini çıkartıp tezgahın üzerin koyar, yanına da bir miktar para koyar sonra bütün paraları alır.

BONUS FIKRA

Amerika’da 22 no’lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş.

Bu aracı radarla incelemiş ve minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saatle gittiğini fark etmiş.

bu araba yolu tıkıyormuş. ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. ve aracın peşinden gidip aracı durdurmuş, birde ne görsün.

Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. ve yanındada çok korkmuş bir köpek var. polisi görünce yaşlı sürücü:

-Polis bey çok mu hızlı gidiyordum? diye endişe ile sormuş.

Polis demiş ki;

-Hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz ve bütün otoyol trafiğini etkiliyor! radardan gördüğüm kadarıyla 22 km.hızla gidiyorsunuz.

Yaşlı teyze:

-Ama, otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hıza uymak istedim!

Polis:

-Teyzeciğim, O 22 otoyolun numarası. bu yolda min. 50 km hızla gitmelisiniz.

Kadın tamam, bundan sonra hızlanacağım demiş.

Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine yanda oturan, korkmuş köpeğe kaymış. ve sormaya karar vermiş sürücüye.

-Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? bu yanında oturan köpeğin nesi var? çok korkmuş gözüküyor, sanki dilini yutmuş gibi!

Kadın şöyle cevap vermiş:

-Valla bende anlamadım, 250 no’lu karayolundan çıktıktan beri böyle.

Antika Semer

Amerikalı bir antikacının yolu Türkiye’ye düşmüş, hayvan pazarının birinde geziyormuş.

Birden, önünde ihtiyarca bir adamın durduğu, zayıf mı zayıf, hasta bir eşek görmüş;

ancak dikkatini çeken, bu zavallı eşeğin üzerinde gördüğü, oldukça eski ve son derece değerli semermiş.

Antika kültürü olmayan bu zavallı ihtiyardan semeri son derece ucuza satın alabileceğini düşünerek pazarlığa başlamış.

Sıkı bir pazarlıktan sonra, eşeği normal fiyatının 4-5 katına satın almak üzere anlaşmış.

Milyonlarca dolar değerinde semeri, 4-5 eşek parasına aldığı için sevinmeye tam başlamışken, ihtiyar oradaki bir çocuğa seslenmiş:

– “Oğlum, kalk da ahırdan yeni bir semer getir beyefendi için, bu eski semerle göndermeyelim onu!” Amerikalı tutuşmuş haliyle:

– “Benim için sorun değil, zahmet etmeyin..” filan derken bayağı bir dil dökmüş. En son bizim ihtiyar dayanamamış:

– “Boşuna uğraşma beyim, biz o semerle çok eşek sattık!”

Pizzacı

Fabrikanın patronu, müdürünü yanına alarak ani bir baskınla Fabrika içinde personeli kontrole çıkar.

Dolaşırken tembel tembel oturan bir genç görür ve çok sinirlenir. Gence dönüp;

– Haftalığın ne kadar senin?

– 300 dolar efendim.

Patron cüzdanını çıkarır ve gence 300 doları uzatır.

– İşte haftalığın şimdi git bir daha gelme!

Genç 300 doları alır ve oradan gider.

Patron müdüre dönerek:

-Bu genç ne kadar zamandır burada çalışıyordu?

Müdür:

-O genç burada çalışmıyor efendim yalnızca pizza siparişimizi getirmişti.

Berber

Galatasaraylının biri berberde saçını kestiriyormuş.

Berberin durduk yerde “İlk gittiğin maçı anımsıyor musun?” diye soracağı tutmuş:

“Evet, ne olacak?” demiş bizimki sinirli sinirli. Berber;

– Hangi maçtı?

– Bir Fenerbahçe maçıydı.

– Kadıköy’de mi?

– Evet, oradaydı.”

Aradan bir-iki dakika geçmiş.

Berber yeniden sormuş:

– Hangi maçtı demiştin?

– Fenerbahçe maçı.

– Nerede nerede?

– Kadıköy dedik ya!

Bir-iki dakika sonra yine aynı hikâye:

– Demek hayatta gittiğin ilk maç bir Galatasaray – Fenerbahçe maçıydı ha?

Bizimki sinirlenerek:

– Evet, be, Fener maçı dedik ya!

Berber bir kaç dakika sonra aynı konuyu bir daha açmaya kalkışınca bizimki isyan etmiş:

-Kardeşim, ilk gittiğim maçın Fener maçı olduğunu elli kere söyledim.

Niye yeniden yeniden soruyorsun?

Berber açıklamış:

– Fener deyince saçların diken diken oluyor da, daha rahat kesiyorum.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER