Belediyenin Mührü

Belediyenin Mührü

Belediyenin Mührü

Genç bir adam bir kızla tanışır anlaşırlar ve bir süre sonra evlenmeye karar verirler kız istenir kız tarafı olur verir ancak erkek tarafının tek şartı kızın bakire olmasıdır ancak kızın yaşadığı şehirde kırıştırmadığı erkek yok denecek kadar azdır kız kara kara düşünür işin içinden çıkamaz en yakın arkadaşına derdini anlatır.

arkadaşı derki ondan kolay ne var gidersin bir kasaba etin yüzündeki zardan bir parça alırsın oraya diktirirsin.

kız denileni yapar damadın anası babası ve damat kızı muayene için bir doktora götürürler

 doktor muayeneden sonra allak bullak olmuş bir suratla çıkar dışarıya başlar ansiklopedileri karıştırmaya

damat dayanamaz ve atlar

– ne oldu doktor bey yoksa kız değilmi
doktor cevap verir
– kız olmasına kızda bu *mına koduğum belediyenin mühürü orada ne geziyor onu anlayamdım.

BONUS FIKRA

Akşam eve sarhoş gelen adam, sabah yoğun bir baş ağrısı ile uyanmış.

Zorlukla gözlerini açıp etrafa bakınmış.

Komidinin üzerinde bir adet aspirin, bir bardak su ve bir not duruyor.

Yatağın kenarındaki sandalyede ise elbiseleri tertemiz ve ütülü duruyormuş.

Ardından komidinde duran küçük bir not dikkatini çekmiş adamın.

Notta şöyle yazıyormuş;

“Günaydın sevgilim, ben alışverişe gidiyorum kahvaltın mutfakta. Seni çok seviyorum!”

Adam ilacı içmiş, üzerini giyinmiş ve mutfağa gitmiş.

Sofraya oğlu da gelmiş.

Masada da her zaman okuduğu gazeteler ve kahvaltı tabağı duruyormuş.

Başlamış kahvaltısına ve hemen oğluna sormuş;

– Oğlum, gece neler oldu biliyor musun?

– Evet, gece eve sarhoş geldiğinde saat 3’ü geçiyordu.

Önce koridorda duran sandalyeyi devirdin, sonra çok kustun.

Daha sonra yatak odasının kapısına kafanı vurdun ve gözün morardı.

Adam oğlunun bu anlattıklarından sonra çok şaşırmış ve sormuş;

“Peki neden ozaman tüm kıyafetlerim tertemiz, ütülü?

Neden kahvaltım hazır ve gazetem alındı?

– Ha bunu mu soruyorsun, annem seni sürükleyerek yatak odasına götürdü, pantolonunu çıkarmaya çalıştığı anda;

“Bayan beni yalnız bırakın lütfen, ben evli bir adamım!” dedin.

aşk elbisesi

fadime kizini evermis, dügünden sonra bir hafta geçmis ses yok
-ula ha punlarin sesi solugu çikmiy, pen pugün bi dolanacagum demis; yeni

evlilerin kapisini çalmis…
kizi kapiyi açmis ki ne görsün fadime, kizi çirilçiplak:
uyyyy ha pu nedur usagum? ayuptur da!

kizi:- aaaa ne kadar geri kafalisin anne, bu ask elbisesi ask….

fadime töbe töbe diye tam içeri segirtecek olmus bakmis damat geliyor:

-ooo anne hos geldin?

fadime yüzünü gözünü nereye kaçiracagini sasiriyor, çünkü damat da anadan üryan..

-fadime : pu ne rezulluk derken , damat hemen:
-‘aaaa ne kadar geri kafalisin anne bu ask elbisesi’ demis.

çaresiz fadime bir kosuda almis solugu evde. acaba demis kendi kendine, ula, gerçekten ben geri kafali miyim?
sonra : üstünde basinda ne varsa soyunup dökünmüs. baslamis evde çiplak dolasmaya.

aksamüstü kapi çalinmis, fadime bakmis camdan ki ; gelen kocasi temel, saçini basini düzeltmis, açmis

kapiyi. fadime’yi bu halde gören temel’in gözler yerinden firlamis:

– ula ne dur bu hal, gafayi mi yedun da?
-hih demis! fadime, temele, ‘ne gadar geri gafalusun, ha bu ask elbisesidur da’

temel saskin cevaplamis:
‘ula ütüleseydun bari

bijon

adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.

adam arabayı kenara zor yanaştırır.

sonraki işlem malum…

kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.

ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.

mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile.

adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.

olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;

– ula salak! sen ne yapıyorsun orda öyle?

– sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.

– düşündüğün şeye bak! diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. hepsi 3 bijonlu olsun.

seni, lastikçiye kadar idare eder.

adam hemen denileni yapar.
ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:

– senin ne işin var tımarhanede?

cevap müthiştir….

– biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil!

bak ne oldu şimdi

laz hep diyormuş ki çevresine “ben bak hastayım, ben hastayım, ben hastayım.” diyormuş, kimse dinlemiyormuş kendisini.

“ben hastayım, ben ölücem, bana bakın” filan.

sonra demiş “ben ölürsem mezar taşıma böyle yazın.”

demiş, mezar taşına yazmışlar.

demiş “ben hastayım dedim dedim, bana inanmadınız, bak ne oldu şimdi.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER