Bayburtlu

Bayburtlu

Bayburtlu

Bi gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam elleri ile çok kalabalık demiş (bütün parmaklarını havaya kaldırmış ve birbirlerine yakınlaştırıp uzaklaştırıyormuş)

temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş adam kızmış ve aşağı inmiş
-sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş
temel “asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın”
demiş adam “ben sana kalabalık” dedim demiş temelde “e bende beni
araya sıkıştırısın diyorum”

BONUS FIKRA

Osmanlılar zamanında Rizeli, Bayburtlu bir de Oflu içki içerken yakalanmışlar. Kadı bunları huzuruna almış;

– Bunlara 100’er kırbaç vurun birer tane de istek hakkı verin…

Kadı, Rizeliyi çağırmış huzuruna;

– Rizeli söyle bakalım isteğin nedir?

– Sırtıma bir balon bağlansın.

Kadı emir vermiş ve Rizelinin sırtına balon bağlamışlar. 40 kırbaçta balon patlamış ve 60 kırbaç yemiş Rizeli.

Kadı Bayburtluyu çağırmış huzuruna;

– Bayburtlu senin isteğin nedir?

– Benim de sırtıma balon bağlayın.

Kadı emir vermiş ve Bayburtlunun sırtına balon bağlamışlar. 30 kırbaçta balon patlamış ve 70 kırbaç yemiş Bayburt.

Kadı Ofluyu çağırmış;

– Oflu sen çok Müslüman bir adamsın, senin iki istek hakkın var.Birincisi nedir?

– 1000 kırbaç vurun bana…

– Oğlum sen manyakmısın. Adamlar 100 ‘e dayanamıyor,sen 1000 kırbaç diyorsun.

– Yahu istek benim değil mi? Sana ne kadı efendi? Sen vur 1000 kırbacı.

– Tamam. İkinci isteğin nedir?

– Bu Bayburtluyu da arkama bağlayın.

Eşeğin Gölgesi

Meşhur Yunanlı Hatip Demostenes, bir gün Atina’daki bir toplantıda konuşmak için kürsüye çıktığında, ahali aralarında konuşmayı bırakıp gürültüyü kesmedi.
Bunun üzerine Demostenes halka hitaben şöyle dedi:
“Size yalnızca iki cümlecik söyleyeceğim.”
Sözünü tamamlar tamamlamaz da, bir fıkra anlatmaya başladı:
“Vaktiyle bir Atinalı bir yere gitmek için bir eşek kiralamış.

Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere gideceği için beraberce yola koyulmuşlar.

Tam yarı yola geldiklerinde bir sıcak basmış.

Dinlenmek için mola vermek zorunda kalmışlar. Fakat ortalıkta hiç gölgelik bir yer yokmuş.

Eşeğin asıl sahibi hemen eşeğin gölgesine sığınmış. Bunu gören öteki adam hiddetlenmiş:
‘Oraya oturmak benim hakkım’ demiş.
‘Niçin?’
‘Çünkü eşeğini kiraladım ben!…’
‘Ama ben eşeğin gölgesini kiraya vermedim ki!’
Derken aralarında muazzam bir kavga çıkmış…”
Demostenes, sözün burasına gelince, hemen kürsüden indi. Halkın:
“Sonra ne olmuş, anlatsana?” diye bağırması üzerine, tekrar kürsüye çıktı:
“Ey ahali,” dedi. “Sizin iyiliğiniz için bir lâf edeyim dedim, dinlemediniz.

Ama bir eşeğin gölgesini nasıl da merak ediyorsunuz…”
Onun bu sözleri orada bulunanları fena halde utandırdı ve bu sayede Demostenes, kendisini şimdi dikkatle dinleyenlere güzel bir konuşma yaptı…

Yalan Değilse

Padişah bir gün, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!” demiş.

Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

– “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü”.

-“Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..”

– “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..”

– “Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş.

Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş.

Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..”

– “Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım.

Altı ay sonra geri döndü!”

“Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür.

Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir”.

Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.

Ama bir gün bir adam gelmiş;

– “Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın.

Şimdi geri almaya geldim.

– “Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER