Bankacılar bizi mutlaka bulur

Bankacılar bizi mutlaka bulur

Bankacılar bizi mutlaka bulur

Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar, Avusturalya’da tatil yapmaya karar vermişlerdi. Pencereden saatlerdir okyanusu seyrediyorlardı.Sessizliği pilotun anonsu bozdu: “Sayın yolcularımız! korkarım size kötü bir haberim var. motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. Acil iniş yapmak zorundayız.”

“Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız.”

“Bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak.

”Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı.

Uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini tuttu, gözlerine endişeyle baktı;

“Mona, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?”

“Hayır sevgilim, unutmuşum.

Kızdın mı?”
adam endişeyle yine sordu:

“Araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?” 

“Özür dilerim canım, onu da ödememiştim

”Yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkıya sarıldı.

Karısı şaşkın, korkarak sordu.

“iyi misin tatlım?”

“Hiç olmadığım kadar.

Bankacılar bizi mutlaka bulacaklardır!”

BONUS FIKRA

Genç adam, İstanbul’dan Ankara’ya otobüsle giderken, verilen molada hemen tuvalete koşturdu.

Boş bir kabin bulup kendini oraya attı.

Tam kabine girmişti ki, yan kabinden bir ses,

– Merhaba dedi. Adam şaşkın şaşkın,

-Merhaba diye cevap verdi.

Ses devam etti:

-Nasılsın?

İlk defa başına böyle bir sey geliyordu… yine de şaşkın şaşkın cevap verdi:

-Sağ ol, iyiyim. Sen nasılsın?

Ses sordu:

-Ne yapıyorsun?

Bir an tereddüt geçirdi.

Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu.

Başka bir şey söylemesi gerektiğini düşündü ve:

-Ben, İstanbul’dan gelip, Ankara’ya gidiyorum.

Sen nereye gidiyorsun?

Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.

-Hayatım, telefonu kapatıyorum.

Yandaki tuvalette bir geri zekalı var.

Sana sorduğum sorulara cevap verip duruyor.

Ben seni daha sonra ararım.

Konu Ne?

Adamın biri karısından boşanmak üzere avukatın yolunu tutar:

“Efendim artık dayanamıyorum (mecazi anlamda), lütfen ayrılmak için ne gerekiyorsa artık …”

“Sorun nedir, eşiniz nasıl birisi, anlatın biraz”

“Efendim kendisi çok güzel birisi, evde herşey mükemmel, ne istersem yerine geliyor (her anlamda), fakat aşırı derecede konuşma takıntısı var, vırvır da vırvır, dırdır da dırdır”

“Peki konu ne?”

“İşte onu hiç söylemiyor”

“Peki konu ne?”

“İşte onu hiç söylemiyor”

Süt Anne

Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz.

Yurtdışına çalışmaya gider.

Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır.

Memleketine döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama, çocuk zencidir.

Hanımına sorar:

– Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?

Hanım cevap verir:

– Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi.

Mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi.

Sütanne zenciydi. Herhalde bu yüzden böyle oldu.

Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır.

“Bunu bilse bilse annem bilir” der ve annesine sorar.

Anne cevap verir:

– Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur.

Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim.

Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER