Balıkçı Fadime

Balıkçı Fadime

Balıkçı Fadime

Küçük bir balıkçı köyünde Temel tembel olduğu için eşi
Fadime balığa çıkmak zorunda kalırmış.
Sabah erkenden balıkçılar tekneleri ile denize açıldıklarında erkekler hep aynı yöne gitmelerine rağmen fadime kendine göre bir yöne gidermiş.

Akşam balıktan dönüldüğünde erkeklerin çok az balık
yakalamış olmalarına fadime’nin kayığı silme balık dolu olurmuş.
Bu duruma dayanamayan erkekler,işin sırrını sormuşlar.
O da;

– ”Biliyorsunuz kocam uykucudur,sabah eşimin pijamasını açıp bakıyorum.

Temelin’ki ne tarafa doğru yatmış ise o yöne gidiyorum”demiş.
Erkek’ler;
– ””Peki bacı sağa,sola,yukarı ve aşağı olur ise anladık ama ya dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun?”diye sorunca
Fadime;
– ”Canım,o gün hiç balığa çıkılır’mı?”

BONUS FIKRA

Uçak rötar yapmış Tek bir görevli oldukça uzun bir kuyruktaki yolcuların uçuşlarını tekrar düzenliyordu.

Aniden oldukça kızgın yolcu diğer bekleyenleri yararak geldi.

Biletini masaya koydu “Ben birinci sınıf yolcuyum ve bu uçakta olmalıyım.” dedi.

Görevli yanıtladı: “Üzgünüm efendim size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım ancak öncelikle bekleyenlere yardımcı oluyorum ardından sizinkine bakalım.”

Yolcu ikna olmadı.

Yüksek sesle herkesin duyabileceği bir şekilde bağırdı, ” Sen benim kim olduğumu biliyormusun ??”

Görevli gülümsedi, sakince mikrofonu aldı. Sesi tüm terminale verdi:

“Lütfen dikkat? Burada, 14. kapıda bir yolcumuz var ve Kim olduğunu bilmiyor Eğer kim olduğunu bilen varsa lütfen 14. kapıya gelsin.”

kadı karakuşî

bir hırsız bir evi gözüne kestirir ve etrafı kolaçan ettikten sonra balkondan içeri girmeye karar verir.

biraz tırmandıktan sonra balkonun korkuluğu kopar ve hırsız düşüp ayağını kırar.

bunun üzerine karakuşî’ye gider ve ‘kadı efendi, soymak için bir eve girecektim ama balkon korkuluğu koptu ve düşüp bacağımı kırdım, ev sahibinden şikâyetçiyim.

tamam, hırsızlık suç ama cezası balkondan düşüp ayak kırmak değil’ der.

karakuşi de ev sahibini çağırtır ve ‘be adam, niçin balkonunun korkuluğunu sağlam yaptırmıyorsun.

sağlam yaptırsan bu adam düşüp bacağını kırmaz’ der.

ev sahibi ‘aman efendim, korkuluğu marangoz yapmış benim günahım ne?’ diye karşılık verir.

bu defa marangozu çağırtır ve sorar ‘neden sağlam korkuluk yapmıyorsun?’ diye.

marangoz ‘efendim, ben balkonun korkuluğunu çakarken yeşil başörtülü bir hanım yoldan geçiyordu.

başörtüsü o kadar yeşile boyanmıştı ki gözüm ona daldı. çiviyi de boşa çakmış olacağım’ der.

karakuşî emir verir ‘hemen yeşil başörtülü kadını getirin!’ kadıncağızı getirirler.

kadın tir tir titrer karakuşî’nin karşısında. ‘benim suçum ne, boyasın diye boyacıya verdim, o boyadı’ der kadın.

bu defa boyacı çağırtılır.

karakuşî boyacıya çıkışır ‘başörtüleri göz alıcı renge boyuyorsun sonra marangoz çiviyi boşa çakıyor ve hırsız tırmanırken düşüp bacağını kırıyor’.

boyacı verecek cevap bulamayınca karakuşî hükmü verir: ‘asın bunu’.

biraz sonra cellât gelip der ki ‘kadı efendi, bu boyacının boyu sehpaya uzun geldiği için onu asamıyorum.’
karakuş kafasını kaşır ve çözümü bulur: ‘git kısa boylu bir boyacı bul ve onu as’.”

Sabaha Kadar

temelin biri torunlarına savaş anılarını anlatıyormuş. birinci hikaye bitmiş, ikinciye geçmiş.

ikinci bitmiş üçüncü derken aşka gelmiş ve o zamana kadar hiç anlatmadığı bir hikayeyi anlatmaya başlamış…

“işte torunlarım o gece biz dört asker son kurşunlarımıza kadar direndik.

kurşunlarımız bitti süngü çektik ama ne yazık ki en sonunda düşman eline esir düştük. bizi bağladılar.

bir süre bekledik. sonra karşı tarafın komutanı bizi bir meydanda topladı ve şu soruyu sordu ;

– size iki seçenek sunuyorum düşman askeri !..

sizi ya sabaha kadar s**eceğiz ya da öldüreceğiz. siz seçin …”

temel bu sözleri söylediğinde bir anda kendine gelir.

torunlar fal taşı gibi açılmış gözlerle kendisine bakmaktadırlar. ve hikayeye devam eder…

“işte torunlarım sonra hepimizi öldürdüler…”

Çeşnici

şarap fabrikasının emektar çeşnicisi ölür. yenisi için ilan verirler. derken perişan kılıklı belli ki ayyaş birisi başvurur.

fabrika müdürü biraz da bu ayyaşı başından savmak düşüncesi ile test için ona bir kadeh şarap verir.

adam şarabı içer ve ;“kırmızı bir muscatel, 3 yıllık, kuzey yamaçta yetişmiş, çelik varillerde yıllanmış” cevabını verir. müdür şaşkınlıkla “ doğru” der.

bir başka şarabı tattırır,” kırmızı, cabarnet, 8 yıllık, güneybatı yamaç mahsülü ve meşe fıçılarda yıllanmış” doğru cevabı üzerine iyice şaşıran müdür beyimiz, sekreterinin yanına gider ve ona bir bardak suya biraz idrarından karıştırarak getirmesini söyler ve adama bunu beyaz şarap niyetine içirir.

adamın yanıtı :

” sarışın, 26 yaşında, 3 aylık hamile, eğer beni işe almazsan babasını da söylerim.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER