Bacakları

Bacakları

Bacakları

İspanya’da Maria adında bir kadının ilk evliliğinden 12 tane çocuğu olur.
Gel zaman git zaman derken eşi vefat eder.
Belli bir süre geçtikten sonra Maria yeniden evlenir ve bu evliliğinden 15 tane daha çocuğu olur.
Aradan on yıl geçtikten sonra ikinci eşi de Allah’ın rahmetine kavuşur.
Eşinin vefatının üstünden fazla bir zaman geçmeden Maria da ölür.
Cenazesinde rahip konuşmaya baslar:
– En sonunda Tanrı Ahiret te onları bir araya getirdi.
Maria’nın çocuklarından biri:
– Peder hangi eşinden bahsediyorsunuz. Birincisi mi, yoksa ikincisi mi?
Peder:
– Hayır, ben bacaklarından söz ediyorum !!!

BONUS FIKRA

Karım Bilir

Temel yeni ehliyet almış yolda gidiyormuş. Dümdüz yolda giderken yolun ortasındaki bir direğe çarpmış, araçta sıkışıp kalmış… Herkes başına toplanmış, trafik polisi de gelmiş :

– Beyefendi, nasılsınız, iyi misiniz?

– İyiyim, iyiyim…

– O zaman isminizi söyleyin de durumu karınıza haber verelim…

– Gerek yok, karım ismimi bilir..

BİLMİYOR MU?

Temel trene binmiş, kondüktör gelmiş, biletinin İstanbul’a olduğunu, trenin ise Ankara’ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin :

– Peki maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi?.

Kurtarabilirdim…

temel falcıya gitmiş. falcı bir dolu şeyden sonra “size kötü bir haberim var” demiş.. “babanız 1 hafta içinde ölecek.”
temel şaşırmış ama pek te inanmamış. eve dönmüş durumu fadime’ye anlatmış, o da inanmamış.

1 hafta sonra temel’in babası tak diye gitmiş. temel ve fadime şoktalar…

temel dayanamamış aynı falcıya bir daha gitmiş. falcı gene bir dolu şey söyledikten sonra “size kötü bir haberim daha var” demiş.. “eşiniz 1 hafta içinde ölecek.”

temel bu kez panikleyerek eve koşmuş ve durumu fadime’ye anlatmış. ikisi gene şokta. temel demiş ki: “madem 1 haftamız kaldu, her bişiyi bırak, gir demiş yatağa” yemek, tuvalet, banyo harici yataktan çıkmamışlar. akıllarına ne geldiyse denemişler, fanteziden fanteziye koşmuşlar.

artık son 2 günleri kalmış, temel: “yav herşeyi denedik ama hiç anal seks yapmadık, nasıl olsa 2 güne rahmetlisin, gel bir de bunu deneyelim.” fadime de normalde çok karşıymış ama son 2 günün hatrına kabul etmiş. 2 gün boyunca anal seks yapmışlar. 2. günün sonunda fadime ölmemiş.

bir yandan da sevmişler anal olayını ve aynen devam. 3. gün geçmiş.. fadime ölmemiş.. 4. gün, fadime hayatta.. 5. gün, 6. gün derken 1 hafta geçmiş.. fadime hala hayatta.. anal sekse de devam ediyorlar.. 2. hafta, 3. hafta.. fadime’ye bişi olduğu yok..

1 ay filan sonra bir gün fadime uyanmış ki, yatak boş.. temel mutfakta oturmuş, sigara üstüne sigara yakıyor, efkarlı.. gözü sabit bir noktaya takılmış düşünceler içinde..

fadime: “ne oldi yiğidim? neden böyle efkara bastın?”
temel: “düşünüyorum da fadimecum.. düşünüyorum da.. yav.. babamı da kurtarabilirdim…”

çırılçıplak

temel derede yıkanırken, köyün çocukları hınzırlık yapıp dere kenarında bıraktığı elbiselerini alıp kaçmışlar. dereden çıkan temel elbiselerini bulamayınca utancından elleriyle önünü kapayarak eve doğru koşmaya başlamış. uzaktan çırılçıplak, koşarak geldiğini gören babası seslenmiş:

“ula temel, ula benim salak uşağım, yüzünü kapasana, oni kim tanıyacak!

Tuhaf

küçük kasabanın birinde bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, bir genelev inşa etmeye başlamış. imam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler.

ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.

inşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş. caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler.

genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direkt veya indirekt olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler.

bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve

taraflara dönüp:
– bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.
ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.
-taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,
-diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati…!

termodinamik

mühendisin biri saçını kestiriyormuş.

berber sormuş;
– ne iş yaparsın?
– mühendisim ben.
– mezun musun?
– evet.
– en çok hangi derste zorlandın?
– termodinamik.

aradan birkaç dakika geçmiş, berber tekrar sormuş;
– hangi dersti?
– termodinamik.
– ne??
– termodinamik dedim ya!

biraz sonra berber yine sormuş;
– demek en çok termodinamik dersinde zorlandın ha ?
– evet, evet, evet!! termodinamik dersinde!

berber üç beş dakika sonra aynı konuyu bir daha açmaya kalkışınca, mühendis isyan etmiş;
– yahu kardeşim, en çok zorlandığım ders termodinamik dedim ya. niye tekrar tekrar soruyorsun?

berber cevap vermiş.
– termodinamik deyince saçların diken diken oluyor, ben de daha rahat kesiyorum!

berber

berbere gelen rahip saçlarını kestirir. berbere teşekkür eder ve borcunu sorar…..

berber:

– “siz kutsal bir insansınız. sizden nasıl para alırım. sizi tıraş etmek benim için şereftir.”

rahip tekrar teşekkür eder ve gider. berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 altın lira bulur.
bir kaç gün sonra bir budist rahip gelir dükkana. saçlarını kestirir, borcunu sorar.

berber:

– “siz ruhani bir lidersiniz. sizden nasıl para alırım. sizi tıraş etmek benim için şereftir.”
budist rahip teşekkür eder gider. berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 yakut bulur.
ertesi hafta bir imam girer dükkandan içeri. saçını kestirir ve elini cüzdanına atar.

berber:

– “sakın ha” der.. “siz bir inanç adamısınız.. sizden nasıl para alırım? dükkanıma ve bana şeref verdiniz.. güle güle gidin..”

imam gider.

berber ertesi sabah dükkanı açmaya gelir, bakar ki; kapıda 5 imam vardır.

süpermen

sarhoş adam sabaha doğru evine gelmiş. eşi başlamış doğal olarak sorular sormaya:

-dün gece nerdeydin süpermen?

-müşterileri yemeğe çıkardım patronla.

-peki daha sonra ne yaptınız süpermen?

-bir bara götürdük, striptiz kulübüne.

-sen ne yaptın orda süpermen ? demiş eşi.

-hiç sadece bir kaç bira içtim ve patronla müşterileri otele bıraktık demiş adam ve ardından sormuş..

-neden bana superman diyorsun geldiğimden beri acaba ?

eşi cevaplamış:
-sadece süpermen külodunu pantolonunun üstüne giyiyor da ondan sordum.

Köprü

florida’da sahilde bir başına dolaşan adam, yerde yarısı kuma gömülmüş bir şişe farkeder. şişeyi alıp açtığında içinden binbir gece masallarından kalma bir cin çıkar ve adama;

‘ ey yabancı, ben 3 bin yıldır bu şişenin içinde hapistim. sen beni serbest bıraktın. benden bir dilek dile, hemen yerine getireyim ‘ der.

adam oturmuş, bir süre düşünmüş ve;

‘ her zaman hawaii’ye gitmek istedim fakat uçaktan korkarım ve denizde beni çok kötü tutar.benim için hawaii’ye bir köprü yap böylece arabayla oraya gidebilirim ‘ demiş.

cin gülmüş ve ‘ bu imkansız.bu işin lojistiğini düşün! köprünün ayakları nasıl pasifik’in dibine ulaşabilir? ne kadar beton gerektiğini ne kadar çelik gerektiğini düşün!

üstelik bu doğanın dengesiyle oynamak anlamına geliyor. gel sen bu isteğinden vazgeç, başka bir şey dile… ‘ demiş.

adam ne yapalım o zaman deyip yeniden düşünmeye başlar.en sonunda; ‘dört kez evlendim ve boşandım.

bütün kadınlar benim duyarsız olduğumu düşünür ve onlarla ilgilenmediğimi söylerlerdi. bu yüzden kadınları anlayabilmeyi diliyorum. kadınlar nelerden hoşlanırlar, nelere gülerler, nelere ağlarlar, davranışlarındaki temel mantık nedir ? bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini anlayamıyorum. bana kadınları anlama gücü ver…’

cin; ‘ köprü iki şeritli mi olsun, dört şeritli mi? ‘

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER