Acele etme bacım

Acele etme bacım

Acele etme bacım

Uçak havalandıktan sonra pilot mikrofonu açıp şöyle demiş;
– ”sayın yolcularımız uçağımız havalanmış durumdadır kemerlerinizi çözebilirsiniz” demiş ve arkasına yaslanmış.
Mikrofonun açık olduğunu unutan pilot kendi kendini önce bir gerinmiş ve söylenmeye başlamış;

– ”oooohhhh gidim önce bir *ıçim ondan sonrada şu hostese bir yüklim” demiş.
içerideki yolcular hepsini duymuş hostes durumu düzeltmek için içeriye koşmaya çalışırken ayağı takılıp düşmüş yoculardan biri;
– ”acele etme bacı adam önce *ıçacak yav” demiş.

BONUS FIKRA

Adamın biri yolda bir çocuk görmüş.

Adını sormuş. Çocuk tam adını söyleyecekken:

– Dur dur! demiş adam.

Ben tahmin edeyim senin adını. Sen sadece baş harfini söyle.

Çocuk “Y” demiş. Adam başlamış saymaya.

“Yunus” Çocuk kafa sallamış “Yakup” “Yılmaz” Çocuk kafa sallamış…

“Yusuf” Çocuk yine sallamış kafa sallamış.

Adam sinirlenmiş. Başlamış kız isimlerini saymaya.

“Yeliz?” Çocuk kafa sallamış. “Yeşim?” Çocuk kafa sallamış.

En sonunda kızan adam.

-Ne ulan senin ismin?! demiş.

Çocuk cevap vermiş:

-Yamazan amca.

Şerefsiz Kedi

Adamın birinin evine bir kedi musallat olmuş.

Adam ne yaptıysa ne ettiyse kediyi evden uzaklaştıramamış.

Ne kadar dışarı bıraktıysa kedi geri dönmüş.

Bunun üzerine kediyi alıp uzak bir yere götürmeye karar vermiş.

Kediyi götürmüş götürmesine ama 5 saat sonra kedi geri gelmiş.

Bunun üzerine adam daha uzak bir yere götürmüş kediyi.

Kedi bu sefer geç te olsa 7-8 saat sonra çıkagelmiş. Adam iyice sinirlenmiş.

Almış kediyi mesafesi uzak, yolları karmakarışık bir yere götürmüş ve bırakmış.

Fakat bu sefer dönüş yolunda kendisi kaybolmuş.

Bunun üzerine adam evi aramış ve karısına sormuş.

– Hanım kedi eve geldi mi?

– Geldi bey, çok oldu, sen nerelerdesin?

– Söyle o şerefsize gelsin beni alsın 

Güle Güle Anne

Genç bir adam süpermarkette dolaşırken yaşlı bir kadının kendisini izlediğini fark eder.

fazla aldırış etmez ve alışverişine devam eder.

Bir şeyler alır ve kasaya gelir. bu sırada yaşlı kadın adama:

– “Size bakmamdan rahatsız oldunuz ama yeni ölen oğluma çok benziyorsunuz bu yüzden size bakıyorum” der.

Bunun üzerine adam üzülerek:
– “Oğlunuzu kaybetmenize çok üzüldüm.

yapabileceğim bir şey varsa çekinmeyin söyleyin.” der

Yaşlı kadında
– “Marketten çıkarken bana güle güle anne derseniz bu beni çok mutlu eder.”

ve kadın marketten çıkar. adam da ona
– “Güle güle anne” diyerek veda eder.

Kasadaki tezgahtar alışverişinin 200TL tuttuğunu söyler.

Adam şaşırır ve
– “Ama nasıl olur ben sadece bir kaç ufak şey aldım.” diye çıkışır.

Bunun üzerine tezgahtar kız
– “Anneniz onun aldıklarını da sizin ödeyeceğini söyledi.”

Bardak ve Göl

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır.

Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.

Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler.

Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verir.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır.

Sessizce az ilerde ki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu gole atıp, golden şu içmesini söyler.

Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sorar: tadı nasıl?”

“ferahlatıcı” diye cevap verir genç çırak. “tüzün tadını aldın mı?” diye sorar yaşlı adam, ” hayır” diye cevaplar çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der:

“Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. acının miktarı hep aynıdır.

Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır.

Acın olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Bu güzel nasihat sayesinde çırak bir ay sonra ölür, meğer gol kenarındaki fabrikanın zehirli atıkları uzun zamandır göle boşalırmış.

Bunun üzerine hintli yaşlı usta şöyle der: “has…”

Ben gerçekten kutup ayısı mıyım?

Yavru kutup ayısı babasının yanına gelip sormuş

-“Baba ben gerçekten kutup ayısı mıyım?”

-“Elbette yavrum nereden çıkardın bunu?”

-“Allah Allah?!..” deyip gitmiş yavru ayı.

Bu sefer annesinin yanına gitmiş ve sormuş,

-“Anne ben gerçekten kutup ayısı mıyım?”

-“Tabii evladım kutup ayısısın.” Yine “Allah Allah?!..” deyip, yeniden babasının yanına gitmiş yavru ayı.

Bir daha sormuş “Yaa baba Allah aşkına doğru söyle bak beni evlatlık falan almadınız degil mi? Yani ben sizin öz oğlunuzum.”

Baba dayanamamış artık

-“Oğlum dedim ya sana bizim oğlumuzsun diye, hem sen neden ikide bir soruyorsun ki bunu?”

Yavru ayı: “Yav donuyorum baba, donuyorum…”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER