Aç Kapıyı

Aç Kapıyı

Aç Kapıyı

Bir gün bir köyde bir adamın ailesi kız istemeye gitmiş.
Neyse kızı almışlar 1 hafta sonra düğün yapacaklarmış.
O köyde de evlenmeden kızın yüzü gösterilmezmiş.
Adam bunu bilmiyormuş adamın annesi sevinçle kızı aldığını söylemiş.
Adam kızı hiç görmedi ya merak ediyormuş güzel mi, çirkin mi?
Gitmiş kızın kapısına ‘aç kapıyı’ demiş.
Kız ‘olmaz yüzümü gösteremem’ demiş.
‘Aç yoksa seni almam’ demiş.
Kız ‘olmaz yapamam’ demiş.
‘Hadi dedim’ demiş adam.
Kız ‘iyi’ demiş ışıkları söndürmüş.
G**ünü kapının ağzından uzatmış.
Karanlıkya adam yüzü zannediyor.
Öpmüş sonrada demişki ‘yanakların bal gibi ama ağzın bok kokuyo…

BONUS FIKRA

Kahvede avcını biri konuşuyordu:

– Arkadaşlar! Bugün öyle bir kurt sürüsüne rastladım ki, rahat 150-200 tane vardı.

Dinleyenlerdenbiri lafa karıştı:

– Kardeşim, bu dağlardaki kurtların hepsini toplasan o kadar etmez.

– Canım, saymış değilim ama, 70-80 tane vardı en azından.

– İndir, indir…

– 15-20 tane de mi değildi?

-Yahu, şu sürüye iyice baksana sen!

-En az 4-5 tane vardı.

Hele hele, biraz daha iyi bak!

Avcı artık son sözünü söyler!

-Peki be kardeşim!

O benim gördüğüm karartı da neydi öyleyse?.

Sinek

Bir Türk, bir Fransız, bir de İngiliz trenle yolculuk yapıyorlarmış.

Trendeki odaları sıcaklayınca Fransız pencereyi açmış ve içeri bir tane sinek girmiş,

Fransız hünerini göstermek için kılıcını çektigiyle sineğe bir tane vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış.

Diğerleri hayretle bakarken, Fransız cebinden karvizit çıkartmış ve İngilizle bizim Türk’e vermiş.

Karvizitte “Fransa’nın en iyi kılıç ustası”yazıyormuş.

Bunu gören İngiliz hemen pencereyi açmış ve içeri bir tane daha sinek girmiş.

Hemen okunu çekmiş bir fırlatmış sinek duvara yapışmış, cebinden karvizitini çıkartmış

“İngiltere’nin en usta okçusu”.

Tabi bizim Türk altta kalır mı.

Hemen pencereyi açmış içeri bir tane daha sinek girmiş bizim Türk cebinden bıçağı çıkarttığı gibi sineğe fırlatmış.

Sinek yere düşmüş ve sinek bir kaç dakika sonra yerden kalkmış ve geri uçmuş.

Bunu gören ingilizle fransız basmış kahkahayı bizim Türk cebinden karvizitleri çıkartmış ve İngilizle Fransıza vermiş.

“Fenni Sünnetçi Remzi” :))

3 Tekme…

Ülkemizin tanınmış avukatlarından tayfun, yaban kazı avı zamanı, tüfeğini alıp Karadeniz sahillerine çıkmış.

Uçarken görmüş kazı.. “dannn!.” kuş döne döne inmeye başlamış yere… düşmüş sonunda ama, arazide bir çit var, onun öte yanına..

kazı almak için çiti aşmağa çalışırken, yaşlıca çiftçi temel çıkıvermiş ortaya..

“Ne yapıyorsun benim arazimde?..”

Yaşlı çiftçi temel “o arazi benim olduğuna göre, içindeki kuş da benimdir” diye terslemiş. avukat tayfun sesini yükseltmiş..

“Şu yaban kazını vurdum da, almaya çalışıyorum..”

Yaşlı çiftçi temel “o arazi benim olduğuna göre, içindeki kuş da benimdir” diye terslemiş. avukat tayfun sesini yükseltmiş..

“Ben bu ülkenin en büyük avukatlarından biriyim. beni uğraştırma.. mahkeme masrafı falan der, çiftliğine kadar alırım bak!..”

Yaşlı çiftçi gülmüş..

“Biz karadeniz’de böyle küçük sorunları mahkemeyle değil, ‘üç tekme’ kuralıyla çözeriz..”

“Nedir o üç tekme kuralı” diye sormuş, avukat, merakla.

“Şöyle” demiş, yaşlı çiftçi..

“Önce biri ötekine 3 tekme vurur, sonra öteki..sonra gene ilki.. biri pes edene kadar..”

Avukat genç, güçlü kuvvetli, sportmen.. çiftçi ihtiyar.. “ben bunu haklarım” deyip içinden “kabul” diye bağırmış..

“Burası benim arazim olduğuna göre ilk vurma hakkı bende” demiş, yaşlı temel.. ve bir tekme atmış avukatın kasıklarına..

“Ugggh” diye dizlerinin üzerine çökmüş avukat..

ikinci tekme tam midesine gelmiş ki, avukat öğlen yediği yemekleri çıkarayazmış, “böğğğ” diye ve dört ayak haline gelmiş yerde..

Yaşlı temel üçüncü tekmeyı tam kıçına kondurunca, avukat öne kapaklanmış..

önde de çiftçinin ineğinin biraz evvel oraya bıraktığı ıslak tezek var.. suratı aynen gömülmüş içine..

Avukat “şimdi sıra bende, ihtiyar tilki” diye doğrulmuş, ağzına kadar giren pislikleri, ceketinin koluyla temizlemeye çalışırken..

Yaşlı temel gülmüş.. “pes ediyorum. bir kaz için dövüşmeye değmez. al kuşunu git!..”

Evli Gibi Davranmak

Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulübe bulurlar.

Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye bulunmaktadır.

Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir.

─ Ben yerde uyku tulumunda uyurum, der.

Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker.

Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar;

─ Efendim, ben çok üşüyorum.

Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp kadının üzerine örter,

tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak üzereyken yine sekreterinin sesini duyar;

─ Efendim, ben hala çok üşüyorum.

Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker.

Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar;

─ Ben yine çoooook üşüyorum.

Adam yattığı yerden;

─ Bir fikrim var, der. Burası ıssız bir yer.

Neler olduğunu kimse göremez, istersen evliymişiz gibi davranabiliriz.

Genç kadın kıkırdar;

─ Tamam, bana göre hava hoş.

Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır;

─ Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!!!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER