1 saatte 1 kilo verilir

1 saatte 1 kilo verilir

1 saatte 1 kilo verilir

Adamın biri kilolarından çok fazla şikayet ediyormuş. Bir gün gazete okurken bir ilan görüyor.
-” 1 saatte 1 kilo verilir , aksi olursa paranız iade olucaktır ” yazıyor.

Adam da hemen yazan adrese giriyor ve parayı ödüyor.Kapıdan girdiği zaman içeride fıstık gibi ve çırılçıplak bir hatun görüyor bu hatun ise banda bağlı duruyor. Üzerinde ise şu yazı yazıyor;
– ” Yakalarsan seninim ”

Adam da büyük bir heyecan ile yakalamaya çalışıyor tam 1 saat’in sonuna geldiği sırada kapı açılıyor ve adam süreniz bitti diyor. Ama adam kadını yakalayamadığı için çok üzgün ve birde tartılıyor ki ne görsün 1 kilo vermiş. En iyisi ben 7 saatlik daha alayım da şu kadını yakalayıp bi güzel becereyim diyor. Parayı ödüyor tam aynı kapıya giderken adamın biri bizimkini durduyor ve 7 saatlik kapı burası diyor. Adam kapıdan içeri giriyor. Bir de ne görsün zebellah gibi bir adam aleti kaldırmış band’da duruyor ve üzerinde ise şu yazı yazıyor.
” Yakalarsam benimsin.”

BONUS FIKRA

Padişah, vezire sorar: Vezir !İstanbul’da evliya var mı? diye sorar Vezir “Aman padişahım, İstanbul evliya yatağı olarak bilinir, evliya olmaz mı hiç!” der. Bunun üzerine padişah “Öyleyse bir kaç tanesini ziyaret edelim.”der. Vezir “Sultanım, arzu ederseniz tebdil-i kıyafet ile şehri dolaşalım.” der.

Vezir ve padişah köylü kıyafetine girip, yola çıkarlar. Önce Mısır çarşısına girerler. Orada bir kumaşcı dükkanına girip selam verirler. Dükkan sahibi büyük bir edeple selamı alır ve müşterilerine iltifatta bulunarak; “Hoş geldiniz,safa geldiniz,maşaallah Allah’ın ne güzel kulları var,buyurun efendim” der.

Vezir,biraz kumaş lazım olduğunu ve kumaş almaya geldiklerini söyler. Kumaşcı, hangisinden alacaklarını sorar.

Vezir; “Şu topu,şu topu,şu topu indir.” Diyerek topların yarısından fazlasını indirir. Sonra da:”Şundan yarım metre,şundan bir metre,şundan iki metre kes.” Diyerek indirttiği bütün toplardan kestirir. Kumaşçı: “Allahım’ın ne güzel kulları var,ya Rabbi! Sana şükür” diyerek kestiği kumaşları paket yapar,ücretlerini hesap edip miktarı yazılı olan kağıdı vezire uzatır. Bu sefer vezir; “Kusura bakmayın biz bunları almaktan vazgeçtik,çünkü kumaşları beğenmedik” der.

Kumaşcı büyük bir teslimiyetle;”Hay hay olur efendim,Allah’ın ne güzel kulları var,fark etmez efendim,güle güle!” diyerek müşterilerini uğurlar. Paketlenmiş kumaşlarını bir tarafa koyar. Padişah ve vezir bu sefer Beyazıt meydanına çıkarlar.

Orada elinde sopasıyla; “Karpuz, karpuz!” diye bağıran karpuz satan celalli birisini görürler. Vezir; “Padişahım,şimdi bu zattan karpuz alacağız ama hemen almayın. Karpuzları bastırın,birini alıp diğerini koyun,kolay,kolay karpuz beğenemeyen bir kimse gibi uzun zaman onu meşgul edin.” Der. Padişah denildiği gibi; Birini alır birini bırakır,öbürünü sıkar, diğerinin kabuğuna el vurarak olup olmadığını kontrol eder, ama bir türlü karpuz alamaz. Karpuzcu ise göz ucuyla müşterisini takip etmektedir. Bakar ki ellemediği ve sıkmadığı karpuz kalmadı,müşteriye elindeki sopasını göstererek: “Bana bak alacaksan bir tane al, git. Karpuzları yaralayıp durma! BENİ DE KUMAŞCI GİBİ ZANNETME! PADİŞAH OLDUĞUNA DA GÜVENME. ŞU SOPA İLE KAFANI KIRARIM!” der.

Padişah: “Sus sus,bizi deşifre etme! alelacele bir karpuz alıp parasını ödeyerek hızlıca oradan ayrılır. Vezir; “Şimdi de Süleymaniyeye gidelim,orada daha size nice Allah dostlarını göstereceğim” der. Padişah; “Vezir bu kadar yeter! Karpuzcusu,kumaşçısı evliya olan yerde daha neler vardır kimbilir, yeter! Şimdi gidip kumaşçının paralarını verelim,adamcağız zarar etmesin.” der. Tekrar kumaşçıya gidip selam verirler. Kumaşçı yine aynı teslimiyet ve vakar içinde selamlarını alır; “Buyurunuz efendim, Allahım’ın ne güzel kulları var, buyrun efendim!” der.

Vezir; “Biz yeniden karar verdik kestirdiğimiz kumaşları alacağız.” Deyip parasını verip kumaşçı ile vedalaşırlar. Dükkandan çıkarken kumaşçı ellerini kaldırıp; “Ya Rabbi! Sana hamdolsun. Bugün iki defa dükkanıma padişahı gönderdin.” diye Allah’a şükreder. Padişah bu hal karşısında şaşırır, vezire; “Vezir, anladım bu iki zatın ikiside evliyadır; ama acaba hangisi üstün?” diye sorar. Akıllı vezir şöyle cevap verir;”Padişahım,ben hangisinin üstün olduğunu bilemem; amma herhalde laftan anlayanlara kumaşçı gibisi,laftan anlamayanlara da karpuzcu gibi birisi lazım.” der

Bu Biiiirrr

Çocuk dedesine kaç yıllık evli olduklarını sormuş.

Dede 50 yıllık evladım demiş.

Çocuk ama ben sizi hiç kavga ederken görmedim nasıl oluyor bu iş demiş.

Dede başlamış anlatmaya; Nikahımız kıyıldı, ninenin 3-5 eşyasını attık at arabasına, yolda giderken atın ayağı tökezledi bu biiirrr dedim.

Biraz daha gittikten sonra yine atın ayağı tökezledi bu da ikiiii dedim ve atı oracıkta vurdum demiş.

Ninen bunu görünce başladı söylenmeye atı niye vurdun da, köye nasıl gideceğiz de, sende hiç akıl yok mu da.

Ninene dönerek bu biiiirrr dedim, o gün bugündür gül gibi geçinip gidiyoruz demiş…

40 Yıl

Kadın gece yarısı uyandığında kocasının yatakta olmadığını görür. Kalkıp mutfağa gittiğinde kocasını yaşlı gözlerle kahve içerken bulur.

“Ne oldu, neyin var” diye sorar.

Adam: “40 yıl önceki çıktığımız günleri hatırlıyormusun?”

kadın çok duygulanır. demekki kocası 40 yıl önceki yıllarını hatırlayıp, uyuyamamıştır.

“evet” der duygulu bir sesle.

adam: “daha liseyi yeni bitirmiştik ve sen 18’ine girmek üzere idin.”

“evet” der kadın o günleri hatırlayarak.

“bir gün annen evde yoktu ben size gelmiştim. hatırlıyormusun?”

“evet ” ! der kadın gülümseyerek.

adam: “annen eve erken gelmişti ve bizi yakalamıştı, hatırlıyormusun?”

kadın “evet” der büyük bir sevgi ile. kocasının her detayı hatırlamasından memnun ve mutlu.

adam: “annen odasına gitmiş bir silah ile gelip silahı başıma dayamış ve ya kızımla evlenirsin yada seni 40 yıl hapse gönderirim, daha 18’ine bile basmadı” demişti. hatırlıyormusun?”

“evet” der kadın gülümseyerek.

adam gözlerindeki yaşları siler ve büyük bir iç çeker:

“bugün hapisten çıkıyor olacaktım”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER