Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Emin Çölaşan Doğan grubunun satılmasına ne dedi?

Uzun yıllar Doğan Grubu’nda çalışan gazeteciler Emin Çölaşan, Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil de satışla ilgili görüşlerini yazdılar.

Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Emin Çölaşan Doğan grubunun satılmasına ne dedi?

Uzun yıllar Doğan Grubu’nda çalışan gazeteciler Emin Çölaşan, Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil de satışla ilgili görüşlerini yazdılar.

Türkiye’nin son günlerde en çok konuştuğu konu; Doğan Medya Grubu’nun Demirören Ailesi'ne satılması oldu.

Doğan Grubu’nun satılmasıyla medyada iktidarın tekel haline geleceği yorumları yapıldı. Birçok isim konuyla ilgili görüşlerini bildirdi.

Uzun yıllar Doğan Grubu’nda çalışan gazeteciler Emin Çölaşan, Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil de bu satışla ilgili görüşlerini yazdılar.

“HAYATIM BOYUNCA MÜTEŞEKKİR KALACAĞIM”

Sözcü yazarı Uğur Dündar, satışla ilgili düşüncelerini aktarırken kendisinin Doğan Grubu’ndan ayrılmasının ardından verdiği röportaja köşesinde yer verdi. Dündar köşesine aktardığı röportajda Aydın Doğan’la ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Aydın Bey ile bir bakıma ‘vedalaşma’ olarak değerlendirebileceğim son görüşmemizde bana 'Uğur, sen Türkiye'nin bir numaralı televizyon habercisisin. Ölüyü dirilttin! Bunu her yerde söylüyorum. Ayrıca düzgün, karakteri sağlam adamsın. Ailen de çok düzgün. Ben ve ailem, seni ve aileni çok severiz.’ dedi.

Ayrıldıktan sonra Aydın Bey'le görüşmedim. Ama karşılıklı endirekt mesajlar oldu. İzin verirseniz bu özel mesajları paylaşmayayım. Az önce de söyledim. Aydın Bey'e hakaret etmemek için servet kaybetmiş bir gazeteciyim. Dün hakkında ne söylemiş isem, bugün de aynısını söylerim. Asla saygısızlık yapmam, ama sitem ederim!

Ölüyü diriltmesine dirilttik ama bunu bir de bize sorun! Hiç de kolay olmadı. Şöyle bir televizyon düşünün: Ana haber bülteninin önünde seyirci taşıyacak hiçbir program yok! Bültenin sonrasında seyirciyi bekletecek diziler de yer almıyor. Bülten biter bitmez seyircimiz, adeta akşam kuşları gibi “pırr” diye başka kanallara uçuyor. İşte bu zor koşullarda imkansızı başardık. Sevgili Yılmaz Özdil ve birbirinden değerli mesai arkadaşlarımla bu televizyonu 4 yıla yakın bir süre sırtımızda taşıdık. Ekibimiz başarıdan başarıya koştu. Tüm önemli günlerde özellikle reklam verenlerin tercihi olan seyirci grupları, hep bizi seyretti.

Özellikle 12 Haziran seçimlerinin sonuçlarını, tüm Türkiye Star TV'den izledi. Değeri 80 milyon dolara düşmüş bir televizyonu, patronumuzun 320 milyon dolara satmasını sağladık. En pahalı reklamlar, haber önü ve arkasına geldi… Bu arada biz haberde kazandırırken, patronun yaklaşık 100 milyon doları, tutmayan diziler ve programlar yoluyla çöpe gitti!

Aydın Bey çok zor süreçler yaşadı ve halen de yaşıyor. Kaldırılamaz ağırlıktaki vergi cezaları, onun dünyaya bakışını ve medya patronu olarak duruşunu da etkiledi. Cezaların peş peşe yağdığı günlerde en büyük korkusu, binlerce çalışanının aylıklarını zamanında ödeyemeyecek duruma düşmekti. Bu son derece rahatsız edici atmosferde uzatmaları oynadığımızı biliyor ve doğrusunu isterseniz işimizden eskisi kadar zevk alamıyorduk.

Birkaç defa görevi bırakmayı düşündüm ama arkadaşlarım vazgeçirdi. Ama Allah için, patron veya onun görevlendirdiği bir profesyonel, en sıkıntılı günlerde bile telefonu açıp, ya da yanımıza gelip “Bugün bültende ne var?” diye sormadı. İşte bu nedenle bırakın saygısızlık yapmayı, bize sağladığı özgür ortam nedeniyle Aydın Bey ve ailesine hayatım boyunca müteşekkir kalacağım.”

"LÜTFEN HATIRINDAN ÇIKARMA”

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan ise köşesinde Doğan Grubu’nun satışını ele aldı. Çölaşan yazısını şu satırlarla bitirdi:

“Ah Aydın Doğan ah, keşke biraz daha yürekli olsaydın da onurunu ve kişiliğini siyasetçilere çiğnetmeseydin.  Sana doğruları göstermek isteyen iyi niyetli kimseleri keşke elinin tersiyle itmeseydin. Satıştan cebine yaklaşık bir milyar dolar para girecekmiş. 

Ailece güle güle harcayın, hayrını görün. Ancak, kapının dışına koyduğun, aç ve işsiz bıraktığın nice gariban çalışanlarını da lütfen hatırından çıkarma!.. Ve bazen kendi kendine düşün… ‘Onların ah'ları hep üzerimde olacak. Kendim ettim kendim buldum' demeyi unutma. Bu arada, aklına gelirse, büyük zarar eden gazetelerin sahibi Erdoğan Demirören'e bir soruver bakalım, bu bir milyar doları nereden ve nasıl elde etmiş! Sağlık ve mutluluk dileklerimle.” 

“ATATÜRKÇÜ, YURTSEVER, DEMOKRAT AYDIN DOĞAN'IN TASFİYE EDİLMESİ…”

Sözcü gazetesi Yılmaz Özdil de 3 yıl önce Aydın Doğan’la ilgili yazdığı yazıyı yeniden yayımladı. Özdil bugünkü yazısına şu notu düştü:

“Bu yazıyı üç sene önce yazmıştım, pek kavranamamıştı. Belki bu defa anlaşılır umuduyla tekrar yazıyorum. Kişisel menfaat çatışması nedeniyle, kişisel husumet nedeniyle ‘oh olsun, olacağı buydu’ filan diyen arkadaşları boşverin.

Mesleği boyunca broşür bile yönetmemiş tahta kafalı tiplerin, basın ilkeleri üzerine ahkam kesmesinden gına geldi artık… Atatürkçü, yurtsever, demokrat, çok iyi bir aile babası Aydın Doğan'ın tasfiye edilmesi, Doğan Grubu'nun imha edilmesi, Türkiye için çoook çook çok kötü bir gelişmedir.

Sadece siyaseten değil, sosyal hayatı, Türkiye'nin yaşam biçimini felç edecek bir gelişmedir. Kuzey Kore'ye ramak var… Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil misali bir kez daha altını çizelim, Sözcü köprüden önce son çıkıştır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER