Ayak Kokusu

Ayak Kokusu

Ayak Kokusu

İki samimi arkadaş Temel’ ile Dursun bir gün hayırlı bir iş için bir yere davet edilmişler. Temel’in ayağı aşırı derecede kokuyormuş. Dursun, Temel’e ayağın kokuyor diye uyarmış:

  Davete gidiyoruz çoraplarını hemen değiştir, demiş.Temel’de hemen gitmiş, çoraplarını değiştirmiş. Davet yerine gelmişler, iki dakika geçmeden etrafındaki insanlar mendilleri burunlarına götürmeye başlamışlar.

Dursun hani değiştirmiştin, demiş

Temel’de valla değiştirdim..İnanmazsın diye de kirlileri cebime koydum,işte gör.

BONUS FIKRA

Cenaze Arabasında Şoför

Taksicilikte ilk günü olan şoför ilk müşterisini alır.

Taksiye binen müşteri araç biraz ilerledikten sonra bir şey sormak için, şoförün omuzuna hafifçe dokunur.

Şoför bir çığlık atıp panikler, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur.

Şoför müşteriye döner ve:

“Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!” diye bağırır.

Müşteri bu duruma çok şaşırır.

Şoföre döner ve şaşkın bir bakışla;

“Ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim” der.

Bu arada kendini toparlayan taksi şoförü müşteriye dönüp;

“Haklısınız, sizin kabahatiniz yok. Bugün benim taksideki ilk günüm, 25 senedir cenaze arabasında şofördüm de birden canlandın sandım.”.

Konu Ne?

Adamın biri karısından boşanmak üzere avukatın yolunu tutar:

“Efendim artık dayanamıyorum (mecazi anlamda), lütfen ayrılmak için ne gerekiyorsa artık …”

“Sorun nedir, eşiniz nasıl birisi, anlatın biraz”

“Efendim kendisi çok güzel birisi, evde herşey mükemmel, ne istersem yerine geliyor (her anlamda), fakat aşırı derecede konuşma takıntısı var, vırvır da vırvır, dırdır da dırdır”
“Peki konu ne?”

“İşte onu hiç söylemiyor”

Süt Anne

Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz.

Yurtdışına çalışmaya gider.

Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır.

Memleketine döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama, çocuk zencidir.

Hanımına sorar:

– Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?

Hanım cevap verir:

– Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi. Mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi. Herhalde bu yüzden böyle oldu.

Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır. “Bunu bilse bilse annem bilir” der ve annesine sorar.

Anne cevap verir:

– Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile…

Küçük ressam

İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen demiş ki:

– Çocuklar konu serbest, hepiniz hayvan resimleri çizin.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırınca, öğretmen yanına gelmiş. Resim kağıdının üzerinde bir sinek gören öğretmen, çocuğun bu sinekten şikayetci oldugunu sanıp, eliyle sineği kovalamış, ama hayvan hiç hareket etmemiş. Biraz daha dikkatli bakan öğretmen, sineğin gerçek olmadığını ve bunun bir sinek resmi olduğunu fark etmiş. Hayretler içinde kalan öğretmen, şaşkınlıkla sormuş:

– Oğlum, bu resmi sen mi yaptın?

– Evet öğretmenim.

– Peki, bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizmiş ki; at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak kadar canlıymış. İyice şaşıran öğretmen, çocuğa seslenmiş:

– Yavrum, beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım.
Son dersten sonra öğretmen, Ahmetle beraber yola çıkmış. Dar bir patikadan geçerek, bir gecekonduya gelmişler. Çocukla birlikte içeri giren öğretmen, yatakta inleyen bir adam görünce konuşmaya başlamış:

– Geçmiş olsun efendim.

– Tesekkür ederim.

– Ben oğlunuzun öğretmeniyim…

– Allah kahretsin oğlumu!..

– Aman efendim, böyle söylemeyin, yaptığı resimler…

– Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın!..

– Ama, beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…

– Yeteneğine başlatmayın şimdi!..

– Peki, ne oldu, oğlunuza niçin böyle kızgınsınız?

– Neden olacak? Dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşşoğlu eşşek sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş!… 

Temel ve Uğursuz Kadın

Temel komadadır. Yanında da karısı bulunmaktadır. Temel gözleri nemli karısına bakarak, kısık sesiyle konuşmaya başlar;

-İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün de oradaydın. Vurulduğum zaman, ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde, hastanede hep başucumdaydın… der.

Karısı takdir edilmenin mutluluğuyla duygunlanmaya başlar. Temel konuşmasına devam eder;

– Hep yanumdaydun karıcuğum. Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama çok geç oldu.

Yahu sen ne uğursuz karısun? der…

Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2019, 05:09

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER